anlasmali-bosanma-davasi

Bu yazımızda Anlaşmalı boşanma davası ile ilgili olarak aşağıdaki konular hakkında bilgi vermeye çalıştık. En çok merak edilen sorulardan olan

Anlaşmalı Boşanma Nedir? Anlaşmalı Boşanma davası Nasıl açılır? Nelere dikkat etmek gerekir? Anlaşmalı boşanma davasını nerede açmak gerekir? Anlaşmalı boşanma davasında yetkili mahkeme neresidir? Anlaşmalı boşanma davası için hazırlanması gereken protokol nasıl hazırlanmalıdır? Anlaşmalı boşanma protokolü neleri içermelidir? Anlaşmalı Boşanma davası ne kadar sürer?

Gibi soruların cevaplarını bu yazımızda bulabilirsiniz.

Kaya Hukuk Ofisi olarak boşanma kararı alan çiftlerin yeniden sosyal hayatlarına geri dönmelerini sağlama amacı ile bu sayfada belirttiğimiz detaylar sebebi ile uzman olarak tespit ettiği kişi yada kurumlardan hukuk yardımı almasını öneririz.

Anlaşmalı Boşanma Nedir?

Anlaşmalı Boşanma Davası Kavramı

Anlaşmalı Boşanma Davası; kavram olarak boşanma iradesini gösteren evli çiftlerin bir araya gelerek, hakimin yapacağı tüm işleri kendi rızaları ile ortak bir karara bağladıkları boşanma sisteminin adıdır.

Tarafların; Boşanma sonucunu elde ettiklerinde ve boşanma sonrasında evlilik birliği içerisinde edindikleri maddi edinimlerin nasıl paylaşacaklarını, evlilik nedeni ile meydana gelen çocukların velayet durumlarını, tarafların birbirlerine ödeyecekleri nafaka, tazminat ve buna benzer konuların tamamının hiç açık bırakılmadan kendi aralarında hazırladıkları bunları belirten bir protokol ile Aile mahkemelerine başvurması işlemidir.

Türk Hukuk sistemi içerisinde düzenlenen bu sistem şu şekilde tanımlanmıştır.

Türk Medeni Kanunu 166/3 maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir. :

  • Evlilik en az bir yıl sürmüş ise,
  • Eşlerin birlikte başvurması yada bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde,

Evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır.

Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim tarafların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur.

“Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.”

anlasmali_bosanma

Evli çiftlerin Anlaşma Yolu ile Boşanmalarına karar verilebilmesi için gereken şartlar nelerdir?

  1. Anlaşmalı boşanma başvurusu sırasında Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır.

Resmi olarak evlilik tarihinden itibaren en az bir yıl geçmiş olmalıdır. Bu sürenin getirilmiş amacı eşlerin birbirlerini daha iyi tanımaları ve kısa sürede boşanmaların önlenmesi kaygısıdır. Ancak anlaşmalı boşanma için getirilen bir yıllık şart, TMK.166/1’de açıklanan evlilik birliğinin temelinden sarsılması, yani şiddetli geçimsizlik nedeni ile boşanmada yoktur. Bu nedenle kanun koyucunun evlilik birliğini en az bir yıl koruma gayreti bu maddede yoktur.

Süre açısından diğer boşanma nedenlerine de bakarsak;

  • 161 zina nedeni ile boşanma davası zina sebebinin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde açılabileceğini düzenlemekte,
  • 162’de hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeni ile boşanmada yine altı ay içinde dava açılması gerektiği düzenlenmiş her ikisinde altı aylık süreyi geçirerek affeden tarafın dava hakkı olmadığı belirtilmiştir.
  • 163 de düzenlenen suç işleyen ve haysiyetsiz hayat süren eşle yaşaması kendisinden beklenemeyecek eş için süre şartı yoktur her zaman bu nedene dayanarak dava açabilir.
  • 164 terk nedeni ile boşanma davası açabilmek için en az altı ay dönmeyen veya evden kovan eşe ihtar çekilebileceğini belirtmiş,
  • TMK 165’de akıl hastalığına dayanan boşanma davasında süre şart yok ancak hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilmek koşulu vardır.

TMK 166/4 de boşanma davasının reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesinden itibaren üç yıl ortak hayat kurulamamışsa eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verileceği düzenlenmiştir.

Anlaşmalı Boşanmak İsteyen Çiftler arasında bir yıl evli kalma şartını gerçekleştirmeyen çiftlerin yapmış olduğu hatalar

TMK.166/3 gereği anlaşmalı boşanmak isteyen ancak bir yıllık süreyi doldurmamış olan evli çiftler için kanun mutlak anlamda izin vermiyor. Bu süre şart nedeni ile bir yılını doldurmamış olan fakat anlaşmalı boşanmak isteyen çiftler yanlış yönlendirmeler sonucunda TMK.166/1 maddesine dayanarak boşanma davası açıyorlar.

Bu durumda ilgili kanun maddesi gereği olan kusur ispatı sorunu ortaya çıkmakta, şiddetli geçimsizliğinin olduğunu HMK nın kabul ettiği deliller ya da şahitlerle ispat etmek durumunda kalınmaktadır.

2002 yılında yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanunu, 2010 yılına kadar birçok düzenleme geçirmesine karşın hala birçok konuda yeni düzenlemelere gereksinimi vardır.

Anlaşmalı boşanma davası içinde bir yıllık süre şartının kaldırılması bunun yerine aile sorunları uzmanı yani bu konuda uzman psikolog veya sosyal hizmet uzmanı ile çiftlerin görüşmesi sağlanarak uygun görüldüğünde anlaşmalı boşanmalarına karar verilmesi daha doğru olacağı yönünde kanaatimiz mevcuttur. Birçok meslektaşımızın da bizimle benzer görüşte olduğunu düşünmekteyiz.

Anlaşmalı boşanma davalarında mutlaka tarafların bizzat duruşmaya gelme şartının da aranmayıp, Avukatlarına verecekleri özel vekâletnameler ile Avukatlarının temsili ile boşanmalarına karar verilebilme imkânı getirilmesinin de önünün açılmasının sosyal yaşam açısından taraflara kolaylık sağlayacağını düşünmekteyiz. Her ne kadar bu konu Artan boşanma sayısı nedeni ile oluşturulmamıştır. Anadolu’nun birçok bölgesinde kadınların haklarının erkekler tarafından kolaylıkla yok sayılması nedeni ile kadının iradesinin gerçekliğini araştıran bu gerekçe günümüz Türkiye’sinde varlık amacını yerine getirmekten çok bir engel olarak karşımıza çıkmaktadır.

  1. Eşlerin boşanmak için birlikte başvurmaları veya bir eşin açtığı davanın diğer eş tarafından kabul edilmiş olması gerekir.

Anlaşmalı boşanma davasında tarafların bizzat hazır bulunup, bizzat ve tek tek anlaştıklarını açıklamaları gerekmektedir.

YARGITAY: ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA UZLAŞMANIN OLMAMASI

T.C. YARGITAY 2.Hukuk Dairesi  Esas:   2012/25321  Karar: 2013/10648  Karar Tarihi: 15.04.2013

KONU :  BOŞANMA DAVASI – DAVALI CEVAP DİLEKÇESİNDE BOŞANMA HUSUSUNDA UZLAŞMA OLMADIĞI – TARAFLARA DİLEKÇELERİNDE DAYANDIKLARI ANCAK SOMUTLAŞTIRMADIKLARI DELİLLERİNİ AÇIKLAMASI – TANIK DELİLİNE DAYANILMAKLA TANIK LİSTESİ VERİLMESİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET:  Tahkikat, ön incelemede saptanan çekişmeli hususlar üzerinden yürütüleceğine göre mahkemece, taraflara dilekçelerinde dayandıkları, ancak somutlaştırmadıkları delillerini açıklaması, tanık deliline dayanılmakla tanık listesi verilmesi, gösterdikleri tanıkların adı ve soyadı ile adreslerini hangi tanığın hangi vakıaya ilişkin olduğunu içeren dilekçe vermesi için kesin süre verilerek sonucuna göre hareket edilmesi gerekirken açıklanan hususlar gözetilmeden davanın neticeye bağlanması doğru bulunmamıştır.

Davacı davasını   anlaşmalı boşanma  talepli olarak açmış; ancak; davalı cevap dilekçesinde boşanma hususunda uzlaşma olmadığını, dava dilekçesi altındaki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Bu suretle davanın çekişmeli hale geldiği (TMK. md.166/1-2), mahkemece 04.09.2012 tarihinde ön incelemenin duruşmalı olarak yapılmasına karar verildiği, ön inceleme için duruşma günü tespit edilerek, bu duruşma günü taraflara bildirildiği anlaşılmaktadır.

Kanun her ne kadar mahkemeye birlikte başvurmaktan bahsetmişse de pratikte bu mümkün olmamaktadır. Her boşanma davasının mutlaka bir davacısı bir de davalısı olacaktır. Yoksa her ikisi de birden davacı olduğu takdirde hasımsız bir dava söz konusu olacaktır.

Kanunun bu ifadesinden anlaşılanda bu durumda hasımsız bir dava olması gerektiğidir.

Zira taraflar birbirlerini hasımda göstermek istememektedirler. Tarafların istemediği halde hasımmış gibi davacı davalı gösterilmesi bu maddenin ruhuna aykırıdır. Uygulamada kanunun belirttiği diğer şekilde yani taraflardan birinin müracaatı sonucu diğer eş davayı kabul etmektedir.

  1. Hakimin tarafları bizzat dinlemesi

Kanun bu şartı getirmekle tarafların boşanma ve şartları konusunda iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirildiğinin görülmesini amaçlamıştır. Avukatları olsa dahi tarafları bizzat hakim dinleyecektir.

Bu şart bize şunu göstermektedir. Nadiren de olsa meslekten görevlerini kötüye kullandıkları gerekçesi ile meslekten ihraç edilen ve avukatlık lisansı iptal edilen avukatların varlığı nedeni ile Metropollere göre nispeten de olsa kadının haberi olmadan erkeğin eşini anlaşmalı boşanma ile boşanmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Anlaşmalı boşanma protokolleri genelde tarafların iradelerini yansıtması gerektiği ve imzaları dahilinde kabul edilmeleri gerekliliği nedeni ile bu protokolde bulunan bazı maddelerin hak ihlali doğurması ve bu ihlalden taraflardan birinin bilgi sahibi olmaması durumlarının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bununla ilgili bir Yargıtay kararı aşağıda bize durumun vehametini oldukça net bir şekilde izah etmektedir.

YARGITAY: ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA İRADENİN BASKI ALTINDA OLMASI

T.C. YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas:  2012/23500 Karar: 2012/27564 Karar Tarihi: 19.11.2012

BOŞANMA DAVASI – DAVALININ ANLAŞMALI BOŞANMA HÜKMÜNE ESAS ALINAN DAVAYI KABUL YÖNÜNDEKİ İRADE AÇIKLAMASI – İRADE AÇIKLAMASININ TEHDİT VE DAVACININ BASKISI ALTINDA ALINDIĞI TARAFLARIN BOŞANMA VE FERİLERİNDE ANLAŞMA İÇİNDE OLDUKLARINI KABUL EDİLEMEYECEĞİ

ÖZET: Davalının anlaşmalı boşanma hükmüne esas alınan yönündeki irade açıklamasının tehdit ve davacının baskısı altında alındığı ve serbest iradesini yansıtmadığı kabul edilmelidir. Davalının hükme esas alınan irade beyanı elde edildiğine göre, tarafların boşanma ve ferilerinde anlaşma içinde oldukları kabul edilemez. Böyle bir durumda da, Türk Medeni Kanununun ilgili maddesine göre boşanma kararı verilemez. Öyleyse, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde gösterecekleri deliller toplanarak Türk Medeni Kanununun ilgili maddelerinin şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği saptanıp, ulaşılacak sonucuna göre karar verilmelidir. Davalı, temyiz dilekçesinde kocasının tehdit ve baskısı nedeniyle boşanma davasını kabul ettiği yönünde beyanda bulunduğunu, bu kabulüne bağlı olarak anlaşmalı boşanmalarına karar verildiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını istemiş, tehditle ilgili savcılıkça yapılan soruşturma evrakını delil olarak göstermiştir.

Geri çevirme kararı üzerine dosyaya alınan Konya 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.06.2012 tarihli ve 2012/189-1068 sayılı kararından; davacının boşanma davasını kabul etmesi için davalıyı tehdit ettiği; davalının; eşinin tehdit ve korkutması sonucu boşanma davasının 27.12.2011 tarihli oturumuna gelip davayı kabul ettiği ve davacıdan maddi ve manevi tazminat ile nafaka istemediği yönünde beyanda bulunduğu sabit kabul edilerek davacının tehdit suçundan sonuç olarak beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmüştür. Bu karar 28.06.2012 tarihinde kesinleşmiştir. Ceza mahkemesinin cezai sorumluluğu tespit eden kararı, hukuk hâkimini bağlar. (BK. m. 53, 6098 s. TBK. m. 74/1) Bu karar karşısında davalının anlaşmalı boşanma hükmüne esas alınan yönündeki irade açıklamasının tehdit ve davacının baskısı altında alındığı ve serbest iradesini yansıtmadığı kabul edilmelidir. Davalının hükme esas alınan irade beyanı elde edildiğine göre, tarafların boşanma ve ferilerinde anlaşma içinde oldukları kabul edilemez. Böyle bir durumda da, Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesine göre boşanma kararı verilemez. Öyleyse, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde gösterecekleri deliller toplanarak Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği saptanıp, ulaşılacak sonucuna göre karar verilmelidir. Bu yönde işlem yapılmak ve karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

  1. Hakimin boşanmanın mali sonuçlarına ve çocukların durumuna ilişkin düzenlemeleri uygun bulması şartı

Taraflar boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında da anlaşmaya varmaları gerekmektedir. Bu konuda anlaşma protokolü hazırlayıp imzalayarak sunabilecekleri gibi mahkemede anlaşma hükümlerinin tutanak altına alınmasıyla da boşanmaya karar verilecektir. Boşanmanın mali sonuçları derken karşılıklı olarak nafaka veya tazminat talebi olup olmadığı, eşyalar konusunda da anlaşmaları varsa neler olduğu yazılacaktır. Çocukların velayet hususu, velayeti elinden alınan eşin çocuklarla görüşme zamanları konusunda da eşler uzlaşacaktır. Hakim, tarafların menfaati için tarafların onayını alarak anlaşma hükümlerinde değişiklik yapabilir.

Yukarıda açıklanan şartların tamamının varlığı halinde hakim başka bir delil aramadan boşanmaya karar verir. Bu şartlardan biri bile gerçekleşmemiş olursa TMK.166/3. maddeye göre boşanma kararı verilmeyecektir yani bu durumda anlaşmalı boşanmadan bahsedilemeyecektir.

Çağımızda hızla gelişen şehirleşme ve toplum yapısı dikkate alındığında insanların özel ilişkilerine düzenleme getiren yasalarda da yeni ihtiyaçların doğacağı kuşkusuzdur. Türk Medeni Kanunumuzda da boşanma hukukuna ilişkin düzenlemelerde yeni ihtiyaçlar doğduğu görülmektedir. TMK.166/1 maddesinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile açılan boşanma davaları ayrı bir inceleme konusu olduğu gibi anlaşmalı boşanma açısından baktığımızda ortaya yine bazı sorunlar çıkacaktır. Örneğin TMK.166/1 gereği açılan boşanma davasında karşı tarafında boşanma ve diğer sonuçları kabul ettiğinde yani anlaşmalı boşanma davasına dönüştüğünde taraflardan birinin mahkemede hazır olamadığı ya da her iki tarafın Avukat ile temsil edildiği boşanma davalarında davanın niteliği gereği mutlaka tanıkla ispat zorunluluğu aranması şartı kaldırılmalıdır. TMK.166/1 gereği anlaşmalı olmayan boşanmalarda dahi kusurun şahitle ispat edilmesinin beklenilmesi bazı durumlarda zordur. Örneğin çağımızın şehirleşme olgusu içinde apartman hayatının getirdiği komşuluk ilişkilerinin kopukluğu ve toplumda genel olarak yaşanan güvensizlik duyguları ailelerin daha içe dönük yaşamasına neden olmakta, tek taraflı boşanma davası açma aşamasına gelindiğinde aile içi geçimsizliklerini bilen ve gören şahitlere ihtiyaç duyulması davacı tarafı zora sokmaktadır. Böyle bir durumla karşı karşıya kalan örneğin sürekli kendini eşi tarafından baskı altında hisseden ve korkudan kimseyle sorunlarını paylaşamayan ve mahkemede davasını ispat edecek şahitlerde gösteremeyen davacı eşin durumu. Yukarıdaki açıklamalarımızda da belirttiğimiz gibi şahitle ispatın mümkün olmadığı durumlarda ve diğer durumlarda da Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine dair Kanununda belirtilen uzmanların raporlarına başvurmalı, koruyucu, eğitici ve sosyal önlemlere ilişkin maddelerin uygulanması gereklidir.

Bu sorunların varlığı nedeni ile boşanmalar daha kolaylaştırılması gerekir demek de doğru bir yaklaşım olmaz. Aile kutsallığının korunması elbette gereklidir. Ancak toplumsal olarak baktığımızda daha çok insanlar evlilik hayatını yakınlarından veya tanıdıklarından duydukları, gördükleri kadar tanıyarak evlenmektedirler. Eşler birbirlerini iyi tanımadan ve evlilik birliğinin kendilerine yükleyeceği sorumluluklardan habersiz ya da çocuk olduğunda anne baba sorumluluğunu bilmeden evlenerek aile kurumu oluşturdukları durumlarda boşanma davalarının arttığı görülmektedir. Kanun zoru ile evliliklerin sürmesini beklemek de yanlıştır. İnsanların ruh sağlığını tehdit eder boyuta gelmiş evliliklerinde sonlandırılabilmesi için dava şartlarının zorlaştırılması da sorunları artırabilecektir.

Anlaşmalı Boşanma davası nerede açılır?

Anlaşmalı boşanma davası da diğer boşanma davaları gibi eşlerden birinin yerleşim yeri yada eşlerin birlikte en son 6 ay süre bile birlikte oturdukları yerin mahkemesidir. Bu yerlerin dışında kalan yerlerde açılacak davalar Yetkili mahkeme olarak değerlendirilmeyeceği için görevsizlik kararı çıkacaktır.

Bu nedenle anlaşmalı boşanma isteyen çiftlerin bile Boşanma davasını açacakları Mahkemede Yetki Kuralında dikkat etmeleri gerekmektedir.

Ayrı yaşayan Eşlerden birinin ikametgahının bulunduğu yer veya eşlerin en son 6 ay süre ile birlikte yaşadıkları yerde bulunan Aile Mahkemeleri yada Aile mahkemesi yoksa Asliye hukuk Mahkemeleri yetkili mahkemedir.

Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Tarafların kendileri yada vekilleri ile birlikte hazırladıkları ve Hakimin Re’sen gözetmek zorunda olduğu bütün konular üzerinde nasıl bir uzlaşı sergilediklerini ve birbirlerinin Hakları ve birlikte edinilen malların paylaşımları ve çocukların velayeti gibi hususlar yanında velayeti eşine bırakan eşin çocukları nasıl ve ne durumda göreceğini belirleyen kuralların hepsi bir protokol altında toplanır.

Anlaşmalı Boşanma Protokolu içerisinde olması gereken kriterler nelerdir?

Oluşturulan bu protokol içerisinde:

Nafaka konusu ile ilgili olarak; Nafakayı kimin alacağı, nafakayı kimin ödeyeceği, nafakanın miktarı, nafakanın türü (yoksulluk nafakası, iştirak nafakası gibi), nafakanın nasıl ödeneceğinin açık olarak ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirtilmiş olması gerekir.

Tazminat konusu ile ilgili olarak; Tazminatın: miktarı, kimin ödeyeceği, kimin tarafından alınacağı, nasıl ödeneceği, ne zaman ödeneceği, ne ile ödeneceği (nakit para, ev, araba, arsa, altın ve benzeri değerli metal) ilgili konuların açık ve şüpheye yer bırakmayacak yani yanlış anlaşılmayacak açıklıkta ve netlikte bulunası gerekir.

Mal Paylaşımı ile ilgili olarak; Evlilik birliği içerisinde edinilen malların: liste halinde neler olduğu, bu listedeki malların tahmini değerleri ve bu değerlerin her iki tarafından da onaylandığını, listedeki malların her birisi için boşanma sonrası sahibinin kim olduğu açıkça belirtilmelidir. Tüm eşyalar teker teker belirtilmese bile xyz isimli … adresinde bulunan taşınmazda bulunan muhtelif ev eşyaları şeklinde bir gruplandırma yapılabilir. Aynı şekilde xyz isimli … adresinde bulunan taşınmazda bulunan muhtelif ev eşyaları içerisinden beyaz eşyalar hariç şeklinde de ifade edilebilir. Fakat o taşınmazda bulunan eşyaların toplam değeri hakkında bir rakamın olması gerekmektedir. İkinci ifade de de çıkarılan beyaz eşyaların değerinin de ayrıca bulunması gerekmektedir. Bütün bunlar açık ve yanlış anlaşılmaya yer vermeyecek şekilde açık olmalıdır.

Velayet konusu ile ilgili olarak; velayet konusu olan çocukların tam isimleri, tam doğum tarihleri, velayetin hangi ebeveyne bırakılacağı ve velayeti bırakan eşin çocuklar ile görüşmelerini düzenlendiği koşulların son derece net ve yanlış anlaşılmaya yer vermeyecek şekilde olması gerekmektedir. Ayrıca velayeti bırakan eşin çocuklar ile görüşme şekli, görüşme yeri, görüşme zamanı, çocukları teslim şekli ile ilgili olarak açıklıkların getirilmesi de gerekmektedir.

Ayrıca tüm protokol maddeleri sözlü olarak da hâkim karşısında okunduktan sonra taraflara teker teker anlaşma maddelerini kabul edip etmedikleri sorulur.

Aile mahkemesi hâkimi bu anlaşılan konular üzerinde gerekli gördüğü değişiklikleri yapma hakkını saklı tutar. Çocukların üstün menfaati veya hakların ihlali ile ilgili bir şüphesi olursa bu konuda gerekli gördüğü değişiklikleri yapar ve ancak her iki tarafta bu yapılan değişiklikleri onaylaması durumunda boşanma gerçekleşir.

Bu durumdan şunu anlayabiliriz. Aile mahkemesi hâkimi Anlaşmalı boşanma davalarında tarafların ikrarı ile bağlı değildir. Taraflar kabul etse bile hâkim bunu değiştirebilir.

Anlaşmalı Boşanma Davasında Boşanmanın gerçekleşme şartları nelerdir?

Anlaşmalı boşanma davasında boşanma kararı verilebilmesi için tarafların iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmelidir.

Anlaşmalı boşanma protokolünün hâkim tarafından değerlendirilmesi sonucunda her konuda yeterli ve yanlış anlaşılmaya meydan bırakmayacak şekilde açıklık getirildiğine ve protokolün hak ve hukuk kurallarına uygun olduğunu kanaat etmelidir. Hâkim tarafların anlaşma protokolünü uygun bulmaz ve yapacağı değişiklikler taraflardan biri tarafından bile kabul görmez ise anlaşmalı boşanma gerçekleşmez. Bu konuda iki Yargıtay örneği durumu yeterince iyi açıklamaktadır.

YARGITAY: ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA PROTOKOLUN HAZIRLANMASI

T.C. YARGITAY   2.Hukuk Dairesi   Esas:    2010/5101   Karar: 2010/8238   Karar Tarihi: 26.04.2010

BOŞANMA DAVASI – PROTOKOLE MÜLKİYETİ ÜÇÜNCÜ KİŞİYE AİT TAŞINMAZIN TAPUDA TESCİLİNİ AMAÇLAYAN MADDE KONDUĞU – ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN İNFAZA ZORLANAMAYACAĞI- İNFAZ İMKANSIZLIĞI NEDENİYLE DOĞACAK ZARAR – TARAFLARDAN BİRİNE YÜKLENEMEYECEĞİ

ÖZET: Tarafların,    anlaşma protokolüne   mülkiyeti üçüncü kişiye ait bulunan taşınmazın tapuda tescilini amaçlayan madde koymaları, mülkiyet sahibi üçüncü kişiyi infaza zorlama olanağı bulunmadığından doğru değildir. Ancak, infaz imkansızlığı nedeniyle uygulanması mümkün olmayan protokol hükümleri nedeniyle sorumluluğu ve bu nedenle uğranılacak zararı sadece taraflardan birine yüklemek, adalet ve hakkaniyete uygun olmaz.

Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. (TMK. md. 2) Bir sözleşmenin konusu, kanunun gösterdiği sınırlar içerisinde, serbestçe belirlenebilir. Kanuna, ahlaka, kamu düzenine aykırı bulunmadıkça, iki tarafın yaptığı sözleşmeler geçerlidir. (BK. md. 19) Tarafların anlaşma protokolüne, mülkiyeti üçüncü kişiye ait bulunan taşınmazın tapuda tescilini amaçlayan madde koymaları, mülkiyet sahibi üçüncü kişiyi infaza zorlama olanağı bulunmadığından doğru değildir. Davacı da yargılama sırasında bu nedenle davaya davası olarak devam edilmesini istemiştir. Boşanma protokolüne uygulama açısından duraksama yaratacak, yeni davaların açılmasına neden olabilecek hükümlerin konulmaması asıldır.

Ancak infaz imkansızlığı nedeniyle uygulanması mümkün olmayan protokol hükümleri nedeniyle sorumluluğu ve bu nedenle uğranılacak zararı sadece taraflardan birine yüklemek adalete, hakkaniyete uygun olmaz. Ortaya çıkan bu durumdan, taşınmazı üçüncü kişi konumunda olan kendi kardeşinden alıp çocukları adına tescil ettirmeyi ve evin kullanımını davacıya bırakmaya kabul eden davalı da sorumludur. Bu protokol hükümleri üzerinde değişiklik yapılmadan buna uygun mahkemece boşanmaya hükmedildiği hususu da dikkate alındığında; protokolün uygulanamaması nedeniyle ortaya çıkan zararın, mağduriyetin giderilmesini istemek davacının hakkıdır. Tarafların delilleri incelenip değerlendirilerek davanın esası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, şeklinde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

YARGITAY: ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA PROTOKOLÜN RESEN İRDELENMESİ

T.C. YARGITAY   3.Hukuk Dairesi   Esas:    2010/20059   Karar: 2011/570   Karar Tarihi: 20.01.2011

NAFAKA DAVASI – PROTOKOL HÜKÜMLERİNDE İŞTİRAK NAFAKASI BULUNMADIĞI – İSTEMİN PROTOKOLÜN BİR KISIM HÜKÜMLERİNİN UYARLANMASI YA DA BAĞIMSIZ YENİ BİR İŞTİRAK NAFAKASI TALEBİ OLUP OLMAMASI – DAVALIYA DÜŞEN YÜKÜMLÜLÜKLERİN SOMUTLAŞTIRILMASI GEREĞİ

ÖZET: Davacı dava dilekçesi ile boşanma kararında yer alan protokol hükümlerinde iştirak nafakası bulunmadığı ve çocuk ile ilgili yükümlülüklerin davalı tarafından yerine getirilmediğinden söz ederek bu hususa ilişkin talep ve dava hakkını saklı tutup iştirak nafakası kalemini ilgilendiren mali yükümlülükler yönünden dava tarihinden itibaren aylık …-TL iştirak nafakasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacının dava dilekçesine göre, protokolün bir kısım hükümlerinin uyarlanması mı, yoksa protokol’den bağımsız yeni bir iştirak nafakası talebi mi olduğu hususu mahkemece irdelenmemiştir. Davacıya talebi açıklattırılarak, protokolde davalıya bu aşamada düşen yükümlülüklerin bedelinin somutlaştırılarak (likit hale getirilerek) belirlenmesini isteyip istemediği de sorularak sonucuna göre bir değerlendirme ve hükme varılması gerekir.

Taraflar, açılan boşanma davası sonucunda anlaşmalı olarak boşanmışlardır.    Anlaşma  ve tarafların kabulü gereği protokol hükümlerinin tasdiki ile ilama aynen geçirildiği boşanma kararı ile bellidir. Tarafların yükümlülüklerine ilişkin yaptıkları bu protokol, hukuki niteliği itibariyle genel sözleşme hükümlerine tabidir. Tarafların serbest iradeleriyle yaptıkları bu sözleşmedeki edimler arası denge sonradan bozulur ve ifa aşırı derecede zorlaşırsa uygulanamayan bu protokolün hakim müdahalesi ile uyarlanması mümkündür.

Ancak, davacı dava dilekçesi ile boşanma kararında yer alan protokol hükümlerinde iştirak nafakası bulunmadığı ve çocuk ile ilgili yükümlülüklerin davalı tarafından yerine getirilmediğinden söz ederek bu hususa ilişkin talep ve dava hakkını saklı tutup iştirak nafakası kalemini ilgilendiren mali yükümlülükler yönünden dava tarihinden itibaren aylık 3.500,00 TL iştirak nafakasına karar verilmesini talep etmiştir. Olayları anlatmak taraflara, hukuki tavsif ise mahkemeye aittir. Davacının dava dilekçesine göre, protokolün bir kısım hükümlerinin uyarlanması mı, yoksa protokolden bağımsız yeni bir iştirak nafakası talebi mi olduğu hususu mahkemece irdelenmemiştir.

Bunun dışında hakim tarafından velayet ile ilgili protokol maddeleri üzerinde değişiklik yapabilir, uzman desteği isteyebilir, bilirkişi incelemesi için davayı uzatabilir ve yapılan inceleme ve tetkik sonucunda velayet üzerinde yapacağı değişiklikler mümkün olabilir.

YARGITAY: ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA VELAYET

T.C. YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas:  2013/6328 Karar: 2013/18522 Karar Tarihi: 01.07.2013

ÖZET :     BOŞANMA    DAVASI – MÜŞTEREK ÇOCUKLARLA DAVALI BABA ARASINDAKİ KİŞİSEL İLİŞKİNİN MAHKEMENİN TAKDİRİNE BIRAKILMASI – TARAFLARA KİŞİSEL İLİŞKİ KONUSUNDA DELİL BİLDİRME OLANAĞI TANINARAK UZMAN İNCELEMESİ YAPTIRILARAK KARAR VERİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET:    Olayda mahkemece yapılacak iş; kişisel ilişki konusunda taraflara bir öneride bulunulması, öneri kabul edildiği takdirde buna göre karar verilmesi; kabul edilmediği takdirde ise, taraflara kişisel ilişki konusunda delil bildirme olanağı tanınıp gösterildiği takdirde toplanılması, gerektiğinde uzman incelemesi de yaptırılarak gerçekleşecek sonuca göre karar vermekten ibarettir. Açıklanan nedenlerle mahkemece, kişisel ilişki konusunda karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş; bozmayı gerektirmiştir.

Türk Medeni Kanunun 166/3. maddesi uyarınca  anlaşmalı boşanma    isteğiyle başvuran tarafların duruşmadaki beyanlarında, müşterek çocuklarla davalı baba arasındaki kişisel ilişkiyi mahkemenin takdirine bıraktıkları anlaşılmaktadır. Mahkemenin; tarafların ve müşterek çocuğun menfaatlerini göz önünde tutarak kişisel ilişki konusunda taraflara öneride bulunması, tarafların da bu öneriyi kabul etmesi halinde boşanmaya karar vermesi gerekir. Ne var ki;  boşanma    hükmü temyiz edilmemiş, sadece kişisel ilişki düzenlemesi temyize getirildiğinden, mahkemece yapılacak iş; kişisel ilişki konusunda taraflara bir öneride bulunulması, öneri kabul edildiği takdirde buna göre karar verilmesi; kabul edilmediği takdirde ise, taraflara kişisel ilişki konusunda delil bildirme olanağı tanınıp gösterildiği takdirde toplanılması, gerektiğinde uzman incelemesi (4787 sayılı Kanun md.5) de yaptırılarak gerçekleşecek sonuca göre karar vermekten ibarettir. Açıklanan nedenlerle mahkemece, kişisel ilişki konusunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş; bozmayı gerektirmiştir.

Anlaşmalı Boşanma Davası Ne kadar Sürer?

Hakimin incelemesi sonucunda tek celsede sonuçlanma potansiyelini içinde barındıran dava türüdür. Bu mahkemenin yoğunluğuna bağlı olmak ile birlikte bir kaç gün ile bir kaç ay arasında değişiklik gösterir. Bu konuda size en doğru cevabı verecek olan bulunduğunuz yani sizin davanız için yetkili sayılan mahkemenin bulunduğu bölgedeki uzman boşanma avukatıdır.

 

Showing 2 comments
  • Seda
    Cevapla

    Anlaşmalı boşanmak için 1 yıl beklemek zorundamıyım. Bunun mantığı nedir açıklayabilirmisiniz.Sayfanızı okudum ama anlayamadım.

    • Kemal Kaya
      Cevapla

      anlaşmalı boşanma davasının 1 yıldan kısa süren evliliklerde uygulanmaması kadını korumaya yönelik önlemler arasındadır. bu nedenle daha geniş bir zamanda bu konu ile ilgili olarak sitemizde bir yazı yazacağım. planıma alıyorum. takip ederseniz.

Yorum Yapın