Av. Kemal Kaya

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2010 yılında baktığı ticari bir davada, tasfiyesiz şirket birleşmesinde mevcut kira sözleşmesinin iptal edilemeyeceğini ve aynen devam edeceğini karara bağladı.

Olay şöyle gelişmiştir; Gıda ile ilgili çalışan bir anonim şirket tasfiyesiz bir şekilde bir başka şirketle birleşiyor ve yeni şirket bu gıda şirketinin bulunduğu binaya taşınmıştır. Kira sözleşmesinde yer alan, “Kiracının kiralananı her ne sebeple olursa olsun bir başkasına devredemeyeceği ve ortak alamayacağı, kiralananı bir başkasına kiraya veremeyeceği, alt kiracı alamayacağı, kiralananın bir başkasına devrinin, ortak alınmasının ve alt kiracı alınmasının kiralayanın yazılı iznine bağlı olduğu” şeklindeki madde nedeniyle, yeni şirket bina sahibi tarafından mahkemeye verilmiştir.

Yeni şirket, davacıya ihtarname ile birleşme durumunu ve mevcut kira sözleşmesinin davalının kiracılığında devam ettiğini bildirmiştir. Bina sahibi ise cevabi ihtarnamesinde davalı şirketin taşınmazı kiracı sıfatı ile kullanmasına onayının bulunmadığını ve Türk Ticaret Kanunu'nun 451 ve 452. maddeleri gereği birleşme ile bir şirketin başka bir şirket tarafından devralınması halinde eski şirketin tüzel kişiliği sona ereceğinden kiracı şirket ile aralarındaki kiracılık ilişkisinin sona erdiğini, davalının taşınmazı fuzuli şagil (İşgalci) olarak kullandığını  ve fuzuli işgal olduğunu iddia etmiştir.

Davaya bakan yerel mahkeme aynı konuya ilişkin, “Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20.03.1963 gün ve 6/63 esas 31 karar sayılı kararında, ticaret şirketlerinin birleşerek yeni bir şirket meydana getirmeleri halinde yeni şirketin eskisinin devamı, ‘külli halefi’ olduğu gerekçesi ile kira sözleşmesine aykırılık sebebine dayanan davanın reddine karar verilmesi”ne karar verdiğini dayanak göstererek, yeni şirketi haklı buluyor ve 6 yıllık kira sözleşmesinin aynen devam etmesine karar vermiştir.

Yargıtay’a taşınan davada, ilk olarak davacı haklı bulunarak yerel mahkemenin kararı bozulmuştur. Yerel mahkeme kararında direnince davaya tekrar bakan Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, bir önceki Yargıtay kararını bozarak yerel mahkemenin kararını onamıştır.

Onama kararında, “Kiracı şirket davalı şirket ile Türk Ticaret Kanunu'nun 146. maddesi gereğince davalı şirkete iltihak etmek suretiyle birleştiğini, aynı Kanun'un 151. maddesindeki külli halefiyet ilkesi gereğince davalı şirket kiracı şirketin yerine geçerek kiracı şirketin tüm hak ve borçlarına halef olduğu” belirtilmiştir.

 “Kiracı şirket ile davalı şirketin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun birleşmeleri sonucunda davalı şirketin kiracı şirketin sahip olduğu bütün hak ve alacakları ile borçlarına sahip olduğunun” vurgulandığı kararda, şu bilgilere yer verilmiştir;

“Türk Ticaret Kanunu'nun 151. maddesindeki külli halefiyet ilkesi gereğince kira sözleşmesindeki hak ve borçlar da davalı şirkete intikal etmiştir. Bu durum yasa gereği olduğundan davacının onayının aranmasına ihtiyaç bulunmamaktadır. Yasaya uygun olarak gerçekleştirilen işlem nedeniyle davalı şirket kiralananda fuzuli şagil durumunda olmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı bu defaki incelemeden anlaşılmakla davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.” 

Görülmektedir ki, şirketlerin birleşme ve devralınmasında, devralan şirket, devirden önce akdettiği sözleşmeler ve yaptığı tasarruf işlemleriyle bağlıdır. Külli hale olduğundan, devirden önceki muamelelerden doğan borçlarını ve yükümlülüklerini yerine getirmek zorunluluğunda ve yine 3. kişilerin herhangi bir izin veya onayına bağlı olmaksızın devirden önceki muamele ile sözleşmelerden doğan haklarını serbestçe kullanma yetkisine sahip olmaktadır.