Anlaşmalı Boşanmada Hakimin Tarafları Dinlemesi

Hakimin tarafları bizzat dinlemesi

Kanun bu şartı getirmekle tarafların boşanma ve şartları konusunda iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirildiğinin görülmesini amaçlamıştır. Avukatları olsa dahi tarafları bizzat hakim dinleyecektir. Bu şart bize şunu göstermektedir. Nadiren de olsa meslekten görevlerini kötüye kullandıkları gerekçesi ile meslekten ihraç edilen ve avukatlık lisansı iptal edilen avukatların varlığı nedeni ile Metropollere göre nispeten de olsa kadının haberi olmadan erkeğin eşini anlaşmalı boşanma ile boşanmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

Anlaşmalı boşanma protokolleri genelde tarafların iradelerini yansıtması gerektiği ve imzaları dahilinde kabul edilmeleri gerekliliği nedeni ile bu protokolde bulunan bazı maddelerin hak ihlali doğurması ve bu ihlalden taraflardan birinin bilgi sahibi olmaması durumlarının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bununla ilgili bir Yargıtay kararı aşağıda bize durumun vehametini oldukça net bir şekilde izah etmektedir.

YARGITAY: ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA İRADENİN BASKI ALTINDA OLMASI T.C. YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas:  2012/23500 Karar: 2012/27564 Karar Tarihi: 19.11.2012 BOŞANMA DAVASI – DAVALININ ANLAŞMALI BOŞANMA HÜKMÜNE ESAS ALINAN DAVAYI KABUL YÖNÜNDEKİ İRADE AÇIKLAMASI – İRADE AÇIKLAMASININ TEHDİT VE DAVACININ BASKISI ALTINDA ALINDIĞI TARAFLARIN BOŞANMA VE FERİLERİNDE ANLAŞMA İÇİNDE OLDUKLARINI KABUL EDİLEMEYECEĞİ ÖZET: Davalının anlaşmalı boşanma hükmüne esas alınan yönündeki irade açıklamasının tehdit ve davacının baskısı altında alındığı ve serbest iradesini yansıtmadığı kabul edilmelidir.

Davalının hükme esas alınan irade beyanı elde edildiğine göre, tarafların boşanma ve ferilerinde anlaşma içinde oldukları kabul edilemez. Böyle bir durumda da, Türk Medeni Kanununun ilgili maddesine göre boşanma kararı verilemez. Öyleyse, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde gösterecekleri deliller toplanarak Türk Medeni Kanununun ilgili maddelerinin şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği saptanıp, ulaşılacak sonucuna göre karar verilmelidir.

Davalı, temyiz dilekçesinde kocasının tehdit ve baskısı nedeniyle boşanma davasını kabul ettiği yönünde beyanda bulunduğunu, bu kabulüne bağlı olarak anlaşmalı boşanmalarına karar verildiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını istemiş, tehditle ilgili savcılıkça yapılan soruşturma evrakını delil olarak göstermiştir. Geri çevirme kararı üzerine dosyaya alınan Konya 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.06.2012 tarihli ve 2012/189-1068 sayılı kararından; davacının boşanma davasını kabul etmesi için davalıyı tehdit ettiği; davalının; eşinin tehdit ve korkutması sonucu boşanma davasının 27.12.2011 tarihli oturumuna gelip davayı kabul ettiği ve davacıdan maddi ve manevi tazminat ile nafaka istemediği yönünde beyanda bulunduğu sabit kabul edilerek davacının tehdit suçundan sonuç olarak beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmüştür. Bu karar 28.06.2012 tarihinde kesinleşmiştir.

Ceza mahkemesinin cezai sorumluluğu tespit eden kararı, hukuk hâkimini bağlar. (BK. m. 53, 6098 s. TBK. m. 74/1) Bu karar karşısında davalının anlaşmalı boşanma hükmüne esas alınan yönündeki irade açıklamasının tehdit ve davacının baskısı altında alındığı ve serbest iradesini yansıtmadığı kabul edilmelidir. Davalının hükme esas alınan irade beyanı elde edildiğine göre, tarafların boşanma ve ferilerinde anlaşma içinde oldukları kabul edilemez. Böyle bir durumda da, Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesine göre boşanma kararı verilemez. Öyleyse, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde gösterecekleri deliller toplanarak Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği saptanıp, ulaşılacak sonucuna göre karar verilmelidir. Bu yönde işlem yapılmak ve karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir