Anlaşmalı Boşanma Davasında Boşanmanın gerçekleşme şartları nelerdir?

Anlaşmalı boşanma davasında boşanma kararı verilebilmesi için tarafların iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmelidir. Anlaşmalı boşanma protokolünün hâkim tarafından değerlendirilmesi sonucunda her konuda yeterli ve yanlış anlaşılmaya meydan bırakmayacak şekilde açıklık getirildiğine ve protokolün hak ve hukuk kurallarına uygun olduğunu kanaat etmelidir. Hâkim tarafların anlaşma protokolünü uygun bulmaz ve yapacağı değişiklikler taraflardan biri tarafından bile kabul görmez ise anlaşmalı boşanma gerçekleşmez.

Bu konuda iki Yargıtay örneği durumu yeterince iyi açıklamaktadır. YARGITAY: ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA PROTOKOLUN HAZIRLANMASI T.C. YARGITAY   2.Hukuk Dairesi   Esas:    2010/5101   Karar: 2010/8238  

Karar Tarihi: 26.04.2010 BOŞANMA DAVASI – PROTOKOLE MÜLKİYETİ ÜÇÜNCÜ KİŞİYE AİT TAŞINMAZIN TAPUDA TESCİLİNİ AMAÇLAYAN MADDE KONDUĞU – ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN İNFAZA ZORLANAMAYACAĞI- İNFAZ İMKANSIZLIĞI NEDENİYLE DOĞACAK ZARAR – TARAFLARDAN BİRİNE YÜKLENEMEYECEĞİ ÖZET:

Tarafların,    anlaşma protokolüne   mülkiyeti üçüncü kişiye ait bulunan taşınmazın tapuda tescilini amaçlayan madde koymaları, mülkiyet sahibi üçüncü kişiyi infaza zorlama olanağı bulunmadığından doğru değildir. Ancak, infaz imkansızlığı nedeniyle uygulanması mümkün olmayan protokol hükümleri nedeniyle sorumluluğu ve bu nedenle uğranılacak zararı sadece taraflardan birine yüklemek, adalet ve hakkaniyete uygun olmaz. Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.

Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. (TMK. md. 2) Bir sözleşmenin konusu, kanunun gösterdiği sınırlar içerisinde, serbestçe belirlenebilir. Kanuna, ahlaka, kamu düzenine aykırı bulunmadıkça, iki tarafın yaptığı sözleşmeler geçerlidir. (BK. md. 19) Tarafların anlaşma protokolüne, mülkiyeti üçüncü kişiye ait bulunan taşınmazın tapuda tescilini amaçlayan madde koymaları, mülkiyet sahibi üçüncü kişiyi infaza zorlama olanağı bulunmadığından doğru değildir.

Davacı da yargılama sırasında bu nedenle davaya davası olarak devam edilmesini istemiştir. Boşanma protokolüne uygulama açısından duraksama yaratacak, yeni davaların açılmasına neden olabilecek hükümlerin konulmaması asıldır. Ancak infaz imkansızlığı nedeniyle uygulanması mümkün olmayan protokol hükümleri nedeniyle sorumluluğu ve bu nedenle uğranılacak zararı sadece taraflardan birine yüklemek adalete, hakkaniyete uygun olmaz.

Ortaya çıkan bu durumdan, taşınmazı üçüncü kişi konumunda olan kendi kardeşinden alıp çocukları adına tescil ettirmeyi ve evin kullanımını davacıya bırakmaya kabul eden davalı da sorumludur. Bu protokol hükümleri üzerinde değişiklik yapılmadan buna uygun mahkemece boşanmaya hükmedildiği hususu da dikkate alındığında; protokolün uygulanamaması nedeniyle ortaya çıkan zararın, mağduriyetin giderilmesini istemek davacının hakkıdır. Tarafların delilleri incelenip değerlendirilerek davanın esası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, şeklinde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir