Medeni Kanunda akıl hastalığının evlenmeye engel derecede bulunması , kesin geçersizlik nedeni kabul edilmiştir.

Başka bir anlatımla her türlü akıl hastalığı evlenme engeli sayılmamıştır. Bu ayrım şu nedene dayanmaktadır: Akıl hastalığından maksat, ayırtım gücünü sürekli bir biçimde kaldıran; genetik açıdan gelecek neslin akıl sağlığını tehdit eden türde hastalıktır. Psikiyatri bilimi açısından bir çok akıl hastalığı türü bulunmaktadır. Bunlardan örneğin, saralılar, şizofrenler ya da melankoliklerin makul biçimde hareket edebilme kabiliyetlerinin bulunduğu belirtilmektedir. Ancak bunun tespiti psikiyatri alanında uzman hekimlerin işidir. Evlenen kişide akıl hastalığı bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise türü ve özellikleri bakımından evlenmeye engel derecede olup olmadığı, bu konularda alınacak resmi sağlık kurulu raporu ile belirginlik kazanacaktır.

TMK. nun 133 üncü maddesi, 145 inci maddenin 3 üncü bent hükmüyle tutarlı şekilde kaleme alınmıştır:

‘Akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemezler’.

Bu yasal düzenlemelerde çıkan sonuç, evlenmeye engel derecede akıl hastalığına yakalanmış kişilerin evlenme ehliyetinin bulunmadığı, yani evlenmelerinin yasak olduğudur. Her nasılsa akıl hastalığına yakalanmış kişi ile yapılan evlilik mutlak butlan sebebini oluşturur. Düzenlemenin amacı, doğacak çocukları gelecek neslin sağlığını korumaktır. Bu da tüm toplumu ilgilendirdiğinden, sonuç olarak normun düzeni düşüncesiyle konulmuş olduğu vurgulanmalıdır.

Evlenme akdi yapıldığı sırada evlenmeye engel derecede akıl hastası olan eşin sonradan iyileşmesi ve bunun resmi sağlık kurulu raporu ile belgelenmesi halinde butlan davası yetkisi sınırlandırılmıştır: Butlan davası Cumhuriyet Savcısı, sağlıklı eş ya da ilgisi olan herkes tarafından değil, sadece akıl hastalığı iyileşen eş tarafından açılabilecektir.(TMK. 147/2.maddesi)