Türkiye Cumhuriyeti yasa Bütünlüğü içerisinde önemli bir yer tutan iş Hukuku geniş bir hukuk sistemi bütünlüğünü etkiler. Bu nedenle iş davaları normalden uzun sürme eğiliminde olan davalar sınıfına girer. Ayrıca iş mahkemelerinde iş davaları gibi özel davalar için bir ön hazırlık dönemi geçerlidir. Ortada bir hukuksuzluğun olduğunun tespiti ve davanın mahkeme tarafından kabul edilerek davanın sonuçlandırılmak için görülmesi için bu hazırlık dönemini yaşaması gerekir. Benzer durum Medeni Hukuk bütünü içerisinde olan boşanma davalarında da mevcuttur.

İş davalarının ilişkide olduğu diğer Hukuk sistemleri
  • Uluslararası Antlaşmalar,
  • ILO Sözleşmeleri ve Tavsiye Kararları,
  • Anayasa,
  • 4857 sayılı İş Kanunu,
  • 854 sayılı Deniz İş Kanunu,
  • 5953 sayılı Basın İş Kanunu,
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu,
  • 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu,
  • Hafta Tatili Kanunu,
  • Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun,
  • 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu, (Çıraklık kanunu Olarak da bilinir)
  • 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu,
  • 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu,
  • 4721 sayılı Medeni Kanun (örneğin; iş yerinin miras yolu ile intikal etmesi durumlarında)
  • Sözleşmeler Hukuku Bütünü
  • Tazminat Hukuku Bütünü
  • Kambiyo Hukuku Bütünü
  • Hukuk Muhakemeleri Usul Kanun Bütünlüğü

Görüldüğü gibi aslında iş hukuku denildiğinde davanın tarafları, gerçekleşen olay, hukuksuz durumun varlık bulduğu andaki geçerli olan yasa, suçun şekline ve varlık bulma yöntemine göre ilişkide olacağı yasaların tespiti. Yasaların değişmesi durumunda Usul kanunlarının uygulanma prosedürleri gibi bir çok konu gündeme gelecektir.

İş Davası

Öncelikle her dava bir diğerinden farklıdır. Kişiler farklıdır, olaylar farklıdır. Olayların zamanı nedeni ile yürürlükte olan kanunlarda meydana gelen farklılık sebebi ile yasanın uygulama şekli farklıdır. Bu nedenle Her hangi bir hukuksal sorunda “en iyi avukat” kavramı gerçek dışıdır. Bu nedenle En iyi avukat terimi herhangi bir hukuksal sorunda kullanılacak en son terimdir.

Fakat kabul edilmesi gereken bir başka olgu vardır. Davanın tarafları insandır. Davalı da davacıda gerek vekilleri gerekse nasıl yapılanmış olursa olsun ortada bir hukuksuzluk varsa bu bir insanın bundan etkilenmesi anlamına gelir. Davanın taraflarının vekilleri insandır. Davayı yürüten mahkeme heyeti yine insandır. Dolayısı ile mahkemelerde görülen davalar sosyal olaylardır.

İş davaları da bu mantık çerçevesinde sosyal bir olay olduğu için her sosyal olayda olduğu gibi belirli yasa şablonları olmasına rağmen sağlıklı bir şekilde istenilen sonucu doğurması için davanın taraflarına belirli sorumlulukları yükler.

İş davası avukatını ifade edebilmek ve önem arz eden noktalara dikkat çekebilmek için öncelikle iş davaları hakkında kısa bir bilgi verilmesi gerekmektedir. Bu bilgiler insan doğası ve olası davalı ve davacı davranışları ile birlikte değerlendirilmeli ve sonra bu bilgiler ışığında iş davası avukatı kavramı ve iş davası avukatının nasıl olması gerektiği hakkında fikir yürütebiliriz. Özellikle fikir yürütebiliriz dememin sebebi ise şudur.

İş davalarında mağdur olan davayı açan taraftır. Yani siz hem suçlu hem güçlü olmanızı yargı eli ile gerçekleştirmenize yasalarımız izin vermez.

Mağdur olan davacı sorumluluklarının ilki Anayasanın ilk maddelerinden olan Davacı Davasını ispatlamak durumundadır maddesidir.

Yani sadece istem yapmak yetmemektedir. Davacı olarak bir vekil atadığınız da iş davası avukatı konumuna gelecek olan avukatınız sizden aldığı bilgiler ile davayı ispatlayacaktır. Bu nedenle bu şekilde bir dava açmadan önce bu iş hukuku uzmanlığı olan iş davası tecrübesi olan bir avukat yardımı ile içinde bulunduğunuz durumu değerlendirmeniz gerekmektedir.

Bazı özel durumlar vardır. Burada sizin de iş davası avukatınızın da eline her şey hazır gelebilir. Davacıyı mağdur eden bazı işverenlerin aleni bir şekilde yapmış olduğu bariz hatalar nedeni ile sonuç başından itibaren bellidir ve sadece sürecin yönetilmesi gerekmektedir.

Ama bu durum ender rastlanan bir durumdur. 20 yıllık meslek yaşamımızda biz o kadar şanslı olmadığımız için böyle bir davanın varlık bulmasına şahit olmadık.

İş davası işçi ile işveren arasında gerçekleşecektir. Sorun iki çalışan arasında gerçekleşse bile haksız bir mağduriyetin varlık bulması bir suça işaret eder ve bu durumda bile işveren bundan etkilenecektir. Suçu işleyenin işten çıkarılması, sözleşmesinin fesih edilmesi, işten uzaklaştırılması, mahkeme tarafından işverenin suçluyu köşede tek ayak üstünde bekletmesi gibi değerlendirilir ve işveren bu mağduriyeti yaşayan işçinin mağduriyetini tazmin etmek zorundadır. Kısmi sorumluluk kavramı nedeni ile olayların gerçekleşme yeri işverenin bilgi almasının mümkün olmadığı bir yerde bile olsa işveren bu konuda sorumludur.

Bu nedenle işverenler iş davaları oluşumunda en sık başvurdukları yöntem işçi ile sosyal ilişkiler kurarak ve iyi davranarak hak düşürücü sürelerin geçmesini beklemek yönünde işçi açısından yanıltıcı bir davranış içerisinde girerler. Paulo Freire, tarihsel gelişimlerin analizini yaptığını ifade ettiği bir yazısında; “Tarihte gücü elinde tutanlar %99 oranında bu gücü kötüye kullanmışlardır” demiştir.

İş davalarının çoğu bu nedenle hazırlık soruşturması sürecinde red edilerek davanın geri çevrilmesi yani haklarınızın düştüğünü gösterir.

İşçinin haklarını zamanında ve uygun bir şekilde araması bu nedenle çok ama çok önemlidir.

İşveren genellikle potansiyel olarak daha güçlüdür. Ekonomik bir güç beraberinde davranış serbestliğini getirecektir. Mağdur durumda olan işçinin benzer bir serbestliği yoktur. Bu nedenle ılımlı yaklaşım gösteren işverenin davranış şeklinin kötüleşmesini engelleyebilir korkusu ile haklarının kontrolünü iyi kötü bir dönem birlikte çalıştığı iş verenin inisiyatifine bırakma eğilimini gösterir. İslam coğrafyasının etkilerini ve atasözlerimiz arasında yer alan bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var gibi klişeleşen anlayış nedeni ile iş veren her zaman daha avantajlıdır.

Bu yaklaşım ara bulucu bir yaklaşım sergileyen iş davası avukatının işini kolaylaştırmaktadır. Ama bu ancak işçinin zamanında “uzman iş davası avukatı” yardımını talep ederek arayışa girmesi, davanın usul kanunlarına uygun sürelerde başvurusunun yapılması durumlarında iş verenin ılımlı yaklaşımına devam ettiği gözlemlenmektedir. Çok büyük kurumsal firmalar ise bu konuda kendi şirket avukatları nedeni ile davayı sonuna kadar götüren, şirketin kasasından muhtemel çıkacak olan tazminatın ne kadar geç ödenirse o kadar işimi iyi yaptım düşüncesi nedeni ile yıllar sürebilmektedir. Ancak ölümlü veya sakat kalınan bir iş kazası durumunda ılımlı yaklaşım sergilerler. Bunun sebebi ise tazminatın hem kesin olması ve miktarının büyük olması sebebi ile davanın uzamasının yasal faiz işletilmesi nedeni ile miktarın astronomik rakamlara karşılık gelebilme ihtimalidir.

İş Davası Avukatı

Yukarıda açıklanan iş davaları genel karakteristiği nedeni ile iş davası avukatı için öncelikle kafamızda biz hangi tarafın iş davası avukatını merak ediyoruz sorusunu cevaplamalıyız.

İşçi vekili, “iş davası avukatı” ile işveren vekili, “iş davası avukatı” kavram olarak iş hukuku alanında tarafların seçimleri nedeni ile uzman olduğu varsayım olarak kabul edilen avukattır.

İşçi vekili “iş davası avukatı” Nasıl olmalıdır?

İşçinin içinde bulunduğu durumun analizinden sonra işçiye tüm seçenekleri sunabilmelidir.

Nedir bu seçenekler

  1. Arabuluculuk nedeni ile açılan davanın tarafların anlaşması nedeni ile aralarındaki anlaşmanın taraflara yüklediği yükümlülüklerin yerine geldiğinin mahkemeye ibrazı ile davanın sona erdirilmesi seçeneği. Bu seçenekte işçinin alacak ve haklarının gerçek değerleri üzerinden her iki taraf tarafından da hesaplanarak iki tarafında rızasının olduğu bir bedel üzerinde anlaşması ve bu bedelin işveren tarafından işçiye ödenmesi. Yada işçinin hakları işe iadeyi gerektiriyorsa işçinin işe geri dönmesi ve mağdur olduğu dönemin tazmin edilmesinin sağlanması.
  2. İş Davasının Yasaların öngördüğü süre içerisinde bitmesi seçeneği. Burada davalı olan işverenin yerel mahkemelerde görülen iş davasının sonucuna itiraz ederek üst mahkemeye taşımak istememesi nedeni ile öngörülen sürelerde sonucun alınması seçeneği
  3. İş davasının yasaların öngördüğü süre içinde sonuçlanması ve işveren ve işveren vekilinin davanın sonucuna itiraz ederek üst mahkemeye göndermesi ve oradan gelen kararı daha üst bir mahkemeye taşıması neticesinde iş davasının istenen sonucu olan hakların alınması sonucunun yıllar ile ifade edilen bir zaman diliminde sonuçlanması işlemi.

Bu seçenekler ve sonuçları işçiye olabildiğince açık bir şekilde ifade edilmelidir. Bunu yapmayan avukatın sonuçlar hakkında kısmen de olsa uygulama deneyiminin azlığı nedeni ile fikir yürütemiyor sonucunu çıkartmalıyız.

İşçinin burada anlaması gereken bir noktada genellikle iş veren ve vekilinin işçinin algı ve bilgisinin dışında kalan bazı delillere sahip olması durumları her zaman davanın süreçlerini ve sonuçlarını etkiler. Bu nedenle tek tarafı dinleyen iş davası avukatının karşılaşabileceği davalı delilleri hakkında iş davasının açılması için yapılan başvuru sırasında fikri olmayacaktır.

İşveren vekili “iş davası avukatı” Nasıl olmalıdır?

Bu soruya cevap vermek için bilinmesi gereken bir nokta vardır. Bu nokta iş davası olarak görev alan vekilin işçi tarafından dava başvurusu yapılması neticesinde görev alarak davaya devam etmesi ile, iş veren vekili olarak işletme içerisinde olayların gelişim süreci öncesinde belirli bazı tedbirleri ve önlemleri alan ve bunları düzenleyen avukat ile davaya devam etmesi durumu bir çok durumda işçi aleyhine sonuçlanacak durumları meydana getirir.

Her iki durumda da ortada varlık bulan haksız bir mağduriyetin olması işveren için sonucu değiştirmez ama tazmin miktarında büyük değişiklikler yapacaktır. Aynı zamanda dava süresini büyük ölçüde değiştirir.

Bu nedenle işveren olarak şirket içerisinde çalışanlar ile yapılacak sözleşmelerin bir avukat tarafından hazırlanması durumunda haksız mağduriyetlerin genelde yaşanmadığını ve işçinin açacağı davanın işçi tarafından beklenen sonucu vermeyeceği bile söylenebilir.