İş kanununda kapsam dışı personel kavramı iş kanunları içerisinde tanımı yapılan ve kapsamı belirlenmiş bir kavramdır. 4857 sayılı iş kanunun hükümlerinde belirlenmiştir. Kapsam dışı personelin hakları bu kanun ile korunmaktadır.

İş Kanununda kapsam dışı personel kavramına ve tanımına yer verilmemiştir. Aynı şekilde genel kanun niteliğinde olan Borçlar Kanununda da kapsam dışı personelle ilgili bir düzenleme bulunmamaktadır. 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/a maddesinde, teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda hizmetlerin memurlar, sözleşmeli personel ve işçiler eliyle yürütüleceği açıklanmış, kapsam dışı personel statüsüne değinilmemiştir.

Konuyla ilgili tek normatif dayanak, özelleştirme kapsamına alınan iş yerlerinde kapsam dışı statüde çalışanların nakle tabi olduğu yönündeki 4046 sayılı yasanın 22. maddesindeki düzenlemedir. Uyuşmazlık Mahkemesinin 22.1.1996 gün ve 1995/1 Esas, 1996/1 Karar sayılı ilke kararında, kapsam dışı personelin normatif dayanaktan yoksun olduğu belirtildikten sonra, bunların toplu iş sözleşmesinin kapsamı dışında kalan işçiler olduğu belirtilmiştir.

İş Kanununda Kimlere kapsam dışı personel denilir?

Şirketler arası ve kurumlar arası toplu iş sözleşmelerinde işçilerin kapsamı dışında bırakılmış olmalarına kapsam dışı personel olarak adlandırılmıştır. Bu uygulama özel sektör ve kamu kurum ve kuruluşlarında sıkça rastlanmaktadır. İş hukukunda yüksek mahkeme tarafından da toplu iş sözleşmesi taraflarının özerkliğine dayandığı gerekçesiyle kabul gören bu uygulama şeklidir. Özel sektör işletmelerinde söz konusu işçileri sadece toplu iş sözleşmesinin kapsamı dışında tutmakta başkaca bir farklılık yaratmamaktadır. Oysa kamu sektöründe kapsam dışı personel statüsünde çalışan işçiler sadece toplu iş sözleşmesinin kapsamı dışında kalmamakta, işçilik niteliği ile bağdaşmayan bazı farklı uygulamalara da konu olmaktadırlar.

İş kanununda kapsam dışı personel tabi işçi statüsünde midir?

Gerçekten kapsam dışı personel İş Kanunu’na tabi işçi statüsündedir. İş yerinde yönetici konumunda olması sebebiyle kişi yönünden toplu iş sözleşmesinin uygulama alanı dışında kalan işçi, kapsam dışı personel olarak tanımlanmalıdır. Bu noktada toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanamama dışında 4857 sayılı kanun hükümlerinin uygulanması noktasında, kapsam dışı personel ile sendika üyesi işçiler arasında bir fark bulunmamaktadır.

Kapsam dışı personelin kurumları ile ilgili uyuşmazlıklarında görev noktasında faklı yargı kararları ortaya çıkmış ve sorun Uyuşmazlık Mahkemesinin yukarıda sözü edilen ilke kararı ile çözümlenmiştir. Uyuşmazlık Mahkemesinin ilgili ilke kararında, özelleştirme kapsamında bulunsun veya bulunmasın, kamu iktisadi teşebbüslerinde kapsam dışı statüde çalışan personelin kurumları ile olan ilişkilerinden doğan anlaşmazlıklarda idari yargı yerinin görevli olduğu hükme bağlanmıştır.

Kamu iktisadi teşebbüsleri bakımından kapsam dışı personelin sözleşmeli personele benzetilerek çözüme gidildiği görülmektedir. Uyuşmazlık Mahkemesinin anılan kararının “Konu” bölümünde yapılan açıklamalara göre, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 30. maddesinde düzenlenen prosedür çerçevesinde alınmış bir ilke kararı niteliğindedir.

Anılan maddenin son fıkrası “Görev konusundaki ilke kararları; Uyuşmazlık Mahkemesini ve bütün yargı mercilerini, hüküm uyuşmazlıkları dolayısıyla verilecek esasa ilişkin ilke kararları ise yalnız Uyuşmazlık Mahkemesini bağlar.” hükmünü taşımaktadır. Görev konusuna ilişkin bulunması nedeniyle söz konusu ilke kararının bütün yargı mercilerini bağlayacağı açıktır.

Kapsam dışı personel ve uyuşmazlık mahkemesi

Uyuşmazlık Mahkemesinin sözü edilen ilke kararı sadece kamu iktisadi teşebbüslerini ilgilendirdiğinden, bunun dışında kalan iş yerlerinde çalışan kapsam dışı personel yönünden kararın bağlayıcı olduğundan söz edilemez.

5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1. maddesinde iş mahkemelerinin görevi; “İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş sözleşmesinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi” şeklindedir.

Kapsam dışı personel işçi sıfatını taşımakla, Uyuşmazlık Mahkemesinin yukarıda sözü edilen ilke kararının uygulaması dışında kalan haller bakımından işverenle olan ilişkilerinde iş mahkemesi görevlidir.

Uyuşmazlık Mahkemesinin sözü edilen ilke kararının bir başka özelliği de, özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüslerinin özel hukuk tüzel kişiliğine geçiş döneminde kamu kurumu niteliğini yitirmemiş olmaları sebebiyle, idari yargı yerinin görevli olduğunun vurgulanmış olmasıdır.

Özelleştirme kapsamına alınmayan veya alınmış olmakla birlikte henüz Özelleştirme işlemi gerçekleştirilmeyen kurum, özel hukuk tüzel kişiliğine geçmediği sürece idari yargı yeri görevli olacaktır. Ancak özelleştirme işleminin tamamlanmasının ardından kamu iktisadi teşebbüsü sıfatı ortadan kalkarak özel hukuk tüzel kişisi niteliğini kazanacağından, bu aşamadan sonraya ait istekler bakımından iş mahkemeleri görevlidir.

İş kanununda kapsam dışı personel ile ilgili yargıtay kararları

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kamu iktisadi teşebbüsünde kamu hisselerinin %51 veya daha fazlasının özelleştirilmesinin ardından, işçi bir süre daha çalışmış ve daha sonra 4046 sayılı yasanın 22. maddesi uyarınca nakle tabi tutulmuşsa, istek konusu dönem içinde özelleştirme sonrası çalışmalar da bulunmakla iş mahkemesinin görevli olduğu yönünde kararlar vermiş olup, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin uygulamaları da bu yöndedir. İlgili Yargıtay kararları aşağıdaki gibidir.

YHGK, 11.02.1998, 1998/9-91 E, 1998/91 K ve 19.11.1997, 1997/9-720 E, 1997/974 K; | Y9HD, 13.10.2008, 3**3/2***4 E.K.