İş Mahkemesi Avukatı

İş Mahkemesi Avukatı; İş davalarının tüm süreçlerinin devam ettiği ve görüldüğü yer iş mahkemeleridir. İş mahkemeleri iş hukuku kanun bütünlüğü içerisinde iş hukuku konuları ile ilgili yetkili mahkemelerdir.

İş mahkemelerine yapılan bir iş davası ile ilgili olarak başvuru yapılan mahkeme belli bazı işlemleri kendiliğinden yapar. Bu yapılacak işler için re’sen gözetmek zorunda olduğu ve Hukuk Muhakemeleri Usul Kanunu ile belirtilen noktalardır.

Kabaca bunlar şu şekilde ifade edilebilir.

  1. Yetkili mahkemenin kim olduğunun tespiti,
  2. Suç unsurunun olup olmadığının tespiti, davacının delilleri ve başvuru dilekçesinin geçerliliği
  3. Hak düşürücü sürenin tespit edilmesi için delillerin incelenmesi
  4. Davanın davacının başvuru dilekçesindeki ifadelerinin hukuki karşılığının olup olmadığının incelenmesi

olarak sıralayabiliriz.

İş Mahkemesi

Bu inceleme belli bir süre almaktadır ve buna mahkeme öncesi ön hazırlık süresi denmektedir. Ortada çok belirgin bir şekilde suç teşkil edebilecek durum veya gecikme ile yaşanacak mağduriyet büyük önem arz ediyorsa mahkeme hemen önlem ve tedbirler almak zorundadır buda başvuru dilekçesi ile birlikte hemen yapılan işlemlerdir.

Bunlara basit ve anlaşılır bir örnek vermek gerekir ise; ölümlü bir kazanın iş yerinde ihmal veya tahmin edilemeyen bir şekilde varlık bulması sebebi ile işveren mal varlığına tedbir kararı koyabilir. İşveren kusuru ve ihmali tespit edilirse kolluk kuvvetleri ile işverenin tutuklu yargılanması prosedürünü ilgili diğer mahkemeler ve savcılık kanalı üzerinden isteyebilir.

İş mahkemesinin başvuru dilekçesi ile birlikte işleyen bu süreç elzem bir durum yok ise; yani basit tabir edilen suçlar kapsamında ise – örneğin işçinin alacak haklarının gasp edildiğini iddia etmesi gibi – işçi ile işveren arasında olası bir uzlaşma zemininin varlık bulması durumuna fırsat vermek için birkaç ay sürebilecek bir ön soruşturma sürecine karşılık gelebilir.

İş mahkemesinin bu tutumu diğer hukuk sistemine sahip ülkelerdeki mantık ile benzerlik gösterir. İş mahkemelerinin kanun bütünlüğü iş hukuku ve iş kanunları olduğu içi bu sistemin ilişkide olduğu diğer hukuk sistemleri arasında uluslar arası anlaşmalar da mevcuttur. Bu anlaşmaların yapıldığı ülkeler de de benzer bir anlayış mevcuttur.

“İş mahkemesi avukatı” nasıl olmalıdır?

Daha önce belirttiğimiz gibi eğer hatırlarsak her iş davasının bir diğer iş davasından farklı olduğu belirtilmişti. Bu nedenle iş mahkemesi avukatı her davanın farklı bir dava olduğunun bilincinde olan, vekili olduğu tarafın haklarının koruyucusu ve gözeticisi sıfatını ve görevini üzerinde taşıyan avukatlık yetkisine sahip avukatlık mesleği mensubudur.

İş mahkemesi avukatının taraflar açısından davranış şekli nasıl olmalıdır?

İş mahkemesi avukatı davacı olan taraf vekili ise ve davacı taraf işçi ve ya işveren olabileceğine göre her iki durumda da birçok seçenek çıkmaktadır.

Örnek vermek gerekirse; İş mahkemesi avukatı işveren vekili ise ve dava sürecinde müdahil olması ile dava öncesinde işletme içerisinde belirli bazı tedbir ve önlemlerin alınması sürecini yönetmiş ise davranış şeklini belirleyen şey olayın yani mağduriyetin şeklidir. İşçi de mağdur olmuş olabilir İşveren de işçi tarafından mağdur edilmiş olabilir. İş mahkemesi avukatının davranış şekli farklılık gösterecektir.

Ortak olan tek davranış şekli vardır. İş mahkemesi diğer tüm mahkemelere göre ilgili kanun maddelerinin diğerlerine göre biraz farklı olduğu bir kanun bütününü icra eder. Bu işçi lehine karar alınması yönünde taraf tutan kanun bütününe sahip olması aleni bir şekilde yasa da yer etmiştir. Yani her iki tarafın iddialarının iddia durumunda kalması durumu dışında sonuç her zaman işçi lehine olacak şekilde cereyan eder.

Bunu şu şekilde açıkça ifade etmek yasada da belirtildiği için tarafımızdan bir sakınca teşkil etmemektedir. Kısaca işçinin mağdur olduğu durumlarda işçi çoğu zaman / her zaman haklıdır.

Yazımızın başında mahkemenin görevleri arasında hak düşürücü sürenin kontrol edildiğin belirtmiştik. Bu hak düşürücü süre ile ilgili olarak işçinin en büyük dezavantajı budur. Bu nedenle iş mahkemesi avukatı işveren vekili ise ve işçinin hak düşürücü süre boyunca işveren tarafından ılımlı yaklaşımları nedeni ile sürenin geçmesini ve bu süre içerisinde işçinin hakları ile ilgili küçük ödemeler ile işçinin bir dava açma düşüncesinin oluşmasını engelleyebilir. Bu nedenle işçinin haklarının işçi avukatı tarafından korunmasının ve alınmasının önündeki en büyük engel budur.

İşçi ile işveren arasında varlık bulan uyuşmazlıklarda her ne kadar yasalar tarafını açıkça işçiden yana belli etse bile işçinin haklarının korunmasının önündeki en büyük engel yine işçinin kendisidir. İş mahkemesi avukatının işçi vekili olması durumunda işçiden kaynaklanan sebepler neticesinde sonuç alamaması durumları da sayıca az değildir.

İş mahkemeleri neden işçi tarafını tutar?

Toplumun ekonomik tabakalarında işveren konumunda olan işletmelerin varlıklarının kârlılık üzerine yapılandırmaları nedeni ile işçilerin zaman zaman haksız uygulamalara maruz kalması her an ortaya çıkabilir. İşçi işveren karşısında daha güçsüzdür. Bu nedenle her ülkede işçi sınıfı için sendika kavramının karşılığı muhakkak vardır. İşçilerin tamamının sendikalı olması beklenmediği için sendikasız işçilerin daha zor ve ağır şartlar altında çalıştığı bir gerçektir. Bu durumu her ne kadar kabullenen işçilerin sayısı fazla olsa da zor ve ağır şartlarda çalışan işçilerin daha büyük haksızlıklar ile karşılaşmasına yasalar göz yummamaktadır.

Ayrıca hukuk sistemlerinin tarihçesine bakıldığında toplumun genelini teşkil eden işçi sınıfının haklarının gözetilmemesi durumu karşısında kayıtsız kalan toplumların tamamı gerek rejim değişikliğine yol açan kitlesel hareketlere maruz kalmışlar yada yönetim tamamen değişmesi durumu ile karşı karşıya kalmışlardır. Ezilen insanın da bir yere kadar sabredeceği aşikardır.

İş mahkemesi avukatının işçi vekili olmayı tercih etmesinde bunun etkisi var mıdır?

Evet, vardır. İnsani olarak topluma karşı avukatın da o toplumun bir parçası olması sebebi ile buna izin vermemesi düşüncesi mevcuttur. Her iş davası sonucunda bir işçinin mağdur olması toplumda yara açmaktadır. Bunun sayıca fazlalığı toplumda derin yaraların açılabileceği yönündeki doktrin ve felsefenin sonucu olarak işçinin haklarının mağduriyetinin engellenmesi konusunda avukatlar da taraflarını bizim gibi bu yönde seçerler.

Bu şu anlama gelmez. İşçi tarafından mağdur olan bir başka işçi de olabilir, işveren de olabilir. Bu gibi durumlarda ise suçun varlık bulması suçlunun yada sorumlunun bunu bedelini ödemesini gerektirir. Bunun işçi olması bir şeyi değiştirmez.

İş mahkemelerinde görülen davalar mağduriyetin varlık bulması durumunda bir sorumlu aramak üzerine kuruludur. Bu sorumlu yasalarda açıkça tanımlanan Kısmi sorumluluk ilkesi nedeni ile her zaman ama her zaman işveren aleyhine davanın seyretmesini sağlar.

Bu nedenle işletmeler büyüdükçe iş hukuku konusunda uzman avukatlar yardımı ile olası ve potansiyel mağduriyetleri gerek çalışanların diğer çalışanlar üzerinde oluşturabileceği potansiyel mağduriyetleri de içine alan bir şekilde işyeri kuralları ve işçi ile işveren arasındaki sözleşmeleri hazırlarlar. Bu konuda kayıtsız kalan işletmelerin bir iş davasında sonucu yıkım olabilecek kararlar ile karşılaşması ihtimali büyüktür.