Millet Caddesi İmam Mesut Sokak Mesut Apt. No:1 / 5 Fatih /  İstanbul

İşçi Avukatı

Anasayfa » İşçi Avukatı

[vc_row][vc_column width=”1/1″][vc_column_text disable_pattern=”true” align=”left” margin_bottom=”0″]avukat-kemal-kayaİşçi avukatı olmak işçinin haklarının farkında olmayı gerektirir. Sadece hakların farkında olmak tek başına da yeterli değildir. Bu hakların yoksunluğunun işçi tarafında varlık bulan mağduriyetin de farkında olmasını gerektirir. Ayrıca bu mağduriyetin sonuçlarının farkında olmasını gerektirir.

İşçi avukatı olmak kısaca hayatın içerisinde olmayı gerektirir. İşçinin bir ailesi olduğu ve bakmak zorunda olduğu ailesinin ona yüklediği sorumlulukların farkında olmasını gerektirir. Bu sorumluluklar nedeni ile katlanmak zorunda kaldığı insani olmayan her türlü durumun farkında olmasını gerektirir.

İşçi haklarınızı en iyi şekilde savunuyoruz. Bizimle iletişime geçip ücretsiz danışmanlık alabilirsiniz.

Adres: Büyükdere Caddesi Tevfik Erdönmez Sokak Diker Apt. 26/7 Esentepe Şişli / İstanbul

Mobil : 0532 442 62 33

Ofis     0212 805 0212

İşçi karşısında gücü temsil eden işverenin yapabileceği tüm oyunları ve ahlak dışı kirli oyunları fark ederek işçiyi bundan uzak tutması gerektiğini bilmelidir.

İşçinin güç ve varlık kaybetmesinin tüm toplumu ve o toplumun içerisinde kendisinin de bundan tıpkı işçinin karşısındaki işveren gibi etkilenebileceğini bilmelidir. Yani işçi avukatı işçi ile birlikte tüm toplumun haklarının savunuculuğunu yaptığını bilmelidir.

İşçi ve İşveren arasındaki İlişki, iş hukukunun çıkış noktasıdır

İşveren ister devlet kuruluşu, ister özel sektör olsun işçi ile işçiyi yöneten bir bireydir. Burada işçi ile ona işi veren ve yapılmasını kontrol eden birey arasında çıkan sorunlarda işçinin mağdur olmasının engellenmesi ve toplumsal tabakalarda ekonominin sürdürülebilir olmasını sağlayan işçi sınıfını korumak gereklilik halini almıştır. Toplumun ve devletin devamlılığı için gerekli ve önemlidir. Tarih boyunca bunun tersi oluşumların çok büyük kitlesel hareketler neticesinde devletlerin çökmesini yada devleti yönetenlerin değişmesini tetikleyen olayları başlatan ön oluşumlar işçi sınıfının haklarının gözetilmemesidir. Bu tarihsel bilgiler tüm hukuk toplumlarına bu konuda bir çalışma ve yaptırım zorunluluğu getirmiştir.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”1/1″][vc_tabs heading_title=”” style=”default” orientation=”horizental” tab_location=”left” container_bg_color=”#fff” el_class=””][vc_tab title=” işçi avukatı nedir?” tab_id=”1423928574-1-35″][vc_column_text disable_pattern=”true” align=”left” margin_bottom=”0″]

Bakış Açısından Bağımsız “İşçi Avukatı” nedir?

Türkiye Cumhuriyeti Hukuk Sisteminde İş Kanunları Bütünü, 50 kanun, 3 yönetmelik, 15 Tüzük ihtilaf durumunda Başvurulmak için düzenlenmiştir. Bunları ayrıca sitemizde bulabilirsiniz.

Kavram olarak bakıldığında avukat bir sınıfa tabi olmamalıdır.

Bu açıdan bakıldığında işçi avukatı kavramı aslında doğru değildir. Fakat avukatlık tıpkı Doktorluk gibi bir meslektir. Bu nedenle işçi avukatı dendiğinde bunu bir sınıfa tabi olmak şeklinde değerlendirmek yanlıştır. İşçi avukatını bir uzmanlık alanı olarak değerlendirmek gerekir. Bu nedenle kendisini uzmanlık alanına göre işçi avukatı olarak değerlendiren avukatın tabiiyet değil uzmanlık belirttiği düşünülmelidir.

Türkiye Cumhuriyeti Yasa Bütünlüğü içerisinde hak ve alacaklara yönelik kanunlar tüm Hukuk toplumlarında hukukun çıkış noktasıdır. Bu nedenle hak ve alacak hayatın her anında gelişen ve yaşamın içine yeni giren kavramlar nedeni ile güncellenerek giderek büyüyerek şekillenir.

Uzmanlaşma ve ihtisas alanlarının giderek diğer yasalar ile birlikte değerlendirecek tarzda şekillenmesi nedeni ile iş kanunları ile işçi sınıfının hak ve alacaklarına yönelik yeni yasa bütünlüğü son yüzyılda tüm hukuk toplumlarında şekillenmiştir. Kapitalizm kavram olarak tüm ticaret ve sanayi toplumlarının yaşam şeklini almıştır. Bu nedenle işçi sınıfının oluşması için bir işveren sınıfının oluşması gereklidir. Bu devlete ait kamu kuruluşları olabildiği gibi yine devlet kontrolünde varlıklarını devam ettiren Vakıf, dernek gibi sivil toplum örgütleri de olabilmektedir. Bunların dışında özel sektör olarak adlandırılan sermaye sınıfı tarafından kurulan işletmelerin varlık bulması nedeni ile işveren olarak yine bir bireyin sahip olduğu teşekküller kurulmuştur.

İşçi ile işveren arasındaki sorunların en yoğun yaşandığı oluşumlar bu özel sektör ve özel sektör çalışanları arasında yaşanır. Bunun sebebi ise kapitalizm mantığı nedeni ile özel ticari teşekküller Kâr esasına dayanır. Ticari Kâr işletmenin varlığının devamı için gerekli olan ön koşuldur.

Ayrıca özel sektör şirketlerinin Sahibi yine bir insan yani birey olacağı için kişisel zaafların ortaya çıkması muhtemeldir. Bu noktada işverenin işçi üzerinde bazı implicit (gizli) tehdit ve baskıları oluşabilir. İşten çıkarma, iş sözleşmesini fesih etme, maaş alacaklarında kesinti yapma, maaş alacağını ödememe gibi şirket içi kuralları kanunlara aykırı olarak işletebilir. Bu gibi durumlar ile karşılaşan çalışan bireylerin mağdur olması gündeme gelebilir.

  • Bu ve bunun gibi birçok yöntem geliştiren işverenler bunlar için yine avukatların yardımı ile eylemlerini kanunlara uygun hale getirmenin yollarını aramaya devam edeceklerdir.
  • Kanun koyucularda işverenlerin yeni yöntemlerine karşı işçiyi koruyacak önlemler alacaklardır.

Bu bir kısır döngüdür. Bu insan var olduğu müddetçe devam edecektir.

Bu nedenle düzenli genişleyen iş kanunları ayrı bir uzmanlık alanı olmak zorunda kalmıştır. Bir hukuk sisteminin tüm detayları ile hukuk sisteminin tüm konularını bilmek çok mümkün olmadığı için her hukuk alanının uzmanları oluşmuştur.

İş hukuku kanunları bütünlüğü içerisindeki davalar arasında çalışanlar arasında yaşanan olaylar ve bunların getirdiği mağduriyetler (ast –üst arasında) yaşanabildiği gibi üst gözetiminde değerlendirilen işçi davranışlarında haksızlık yapılması da gündeme gelmektedir. Hayatın içine yeni giren kavramların içerisinde hepimizin bildiği

  • Mobbing (Duygusal taciz, Psikolojik Taciz, cinsel taciz ) ve
  • Ballying (eşit konumda çalışanlar arasında fiziksel baskı ve fiziksel taciz)

gibi kavramlar iş yerinde çalışanlar arasında yaşanabilmektedir. Bu durumların yaşanmasının önüne geçmek ve bir çalışanın diğer bir çalışanın üzerinde her hangi bir mağduriyet yaşatmasının önüne geçmek ve önlemini almak işverenin sorumluluğundadır.

İş mahkemelerinde görülen iş davalarının içerisinde on binlerce farklı senaryo vardır ve her gün bunlara yenileri eklenmektedir.

Avukatların bu alanda uzman olmayı istemeleri durumunda bile bu konuda yeterli bir duruma gelerek “işçi avukatı” sıfatını kazanması yıllar sürecek uzun bir çalışmayı ön koşul olarak ister.

Fakat işçi bunu ayırt edemez. Yani bir avukatın iş davalarında uzman olup olmaması konusunda bir değerlendirme yapabilmesi için ölçme ve değerlendirme yeteneğine ve bilgisine sahip değildir.

Kaldı ki aynı meslekten olan avukatların bile birbirleri arasında böyle bir değerlendirme yapabilmeleri mümkün değildir.

Bu nedenle Tüm Hukuk sistemleri içerisinde davayı açanın yapacağı tercihler onun hayatında değişiklik yapacaktır. En önemlisi ise beklentileri ve hukuk sistemine olan güvenini etkileyen en önemli kriterlerin başında gelmektedir.

[/vc_column_text][/vc_tab][vc_tab title=”işçi avukatı kavramı” tab_id=”1423928574-2-54″][vc_column_text disable_pattern=”true” align=”left” margin_bottom=”0″]

Avukat ifadesinin temsil ettiği kavram ile “işçi avukatı” ifadesinin temsil ettiği kavram arasında bir ilişki olmasına rağmen “işçi avukatı” kolay elde edilebilen bir olgu değildir.

İş kanunu yasa bütünlüğü ilişkide olduğu diğer yasa bütünlükleri ile bir arada değerlendirilir.İşçi ile işveren arasında bir ihtilaf doğduğunda ihtilafın konusunda ve işveren ile işçinin pozisyonlarına iştigal alanları ve konularına göre; Türkiye Cumhuriyeti Hukuk Sisteminde İş Kanunları Bütünü, 50 kanun, 3 yönetmelik, 15 Tüzük ihtilaf durumunda Başvurulmak için düzenlenmiştir. Tüm kanun ve yönetmeliklere buradan ulaşabilirsiniz.

Bunlara burada birkaç örnek vermek gerekirse;

  • Türk Ticaret Hukuku,
  • Şirketler Hukuku,
  • Borçlar Hukuku,
  • icra iflas Hukuku,
  • Tazminat Hukuku,
  • Sözleşmeler Hukuku,
  • Kambiyo Hukuku (işçiye fesih aşamasında alacağının senet veya kıymetli evrak olarak düzenlenmesi durumlarında)
  • Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku (İşveren ile işçi arasında ürün geliştirmeye yönelik sözleşme durumlarında)
  • Türk Ceza Hukuku (Mobbing ve Balling Durumlarında)
  • Medeni Hukuk (işveren ile işçi arasında evlilik bağının olması ve boşanma davası ile birlikte varlık bulan iş hukukunu ilgilendiren durumlarda)
  • Miras Hukuku (İşverenin ölmesi durumunda mirasçılar ile işçi arasında yaşanan durumlarda)
  • Hukuk Muhakemeleri Usul Kanunu

Gibi birçok hukuk bütünlüğünü iş hukuku ile ilişkilendirmek mümkündür. Görüldüğü gibi bu ayrı ayrı hepsinin de uzmanlık alanı olması gereken hukuk sistemlerinin birbiri ile olan ilişkilerini ve Bunları usulüne uygun olarak başvurudan itibaren yönetilmesi gerekmektedir.

İşçi avukatı olmak aslında pratisyen hekim olmak gibi bir kavramdır. Birçok uzman pratisyenin acil servislerde çalıştığını düşündüğümüzde bunun nedenini anlayabiliriz. İş avukatı bu hukuk sistemlerinin iş hukuku ile olan ilgisini ve birbirlerine olan etkisini çok iyi bilmek zorundadır. Bu nedenle işçi avukatı kavramı bize göre aslında tek bir kişiyi değil bir ekibi işaret eder.

Bu nedenle tek kişiden oluşan avukatlık yapılarının yerine bir ekip olarak farklı uzmanlık alanlarının, uzmanlarından oluşan bir ekibin bir arada çalışmasının daha verimli, hızlı ve beklenti yönünde sonuçlar doğuracağını, işçinin haklarının savunulmasında eksik bir noktanın potansiyel olarak varlık bulmasının engellenmesinde büyük önemi ortaya çıkmaktadır.

[/vc_column_text][/vc_tab][/vc_tabs][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”1/1″][mk_toggle style=”fancy” title=”işçi hakları”]

  • İşçi Hakları Kavramı Nedir?

  • Bu kavram neyi kapsar?

  • İşçi Hakları ile İşçilik Hakları Arasında Ne fark vardır?

İşçi Hakları Kavramı ve kapsamı;

Çalışan işçinin yaptığı işe, yaptığı iş sözleşmesine, sözleşme maddelerine, yapılan işin bağlı bulunduğu kanun, yönetmelik, ve tüzüklere göre değişiklik gösteren “yasalar kişiye özel düzenlenemez ilkesi” nedeni ile ihtilaf durumunda mahkemelerde ilgili kanunların ve olayların yanında işveren ile yapılan mukavele, sözleşme, iş ve hizmet akdi başlıkları altında yapılan işçi ile işveren arasındaki iş ilişkisinin özelleştirilmesini de dikkate alan ve bu kişiselleştirilen iş ilişkisinin kanunlara uygun olması durumunda yasalar yerine yapılan iş ilişkisinin tanımlandığı sözleşmeye göre hüküm verilen bir kavramdır. Her çalışan için özelleşebilecek bir kavramdır. Kişiye özeldir. Burada yapılan sözleşmenin yasalara uygunluğu Re’sen araştırılır ve uygun görüldüğü taktirde esas alınır.

Yani işçiye özel bir kavramdır.


İşçinin Bireysel ve özel haklarının dışında kalan ve Tüm işçilerin hakları olarak düşünülmesinde sakınca olmayan “işçilik hakları” kavramı arasında kapsam olarak fark vardır. İşçilik hakları genel bir kavramdır ve sınırları bellidir. İşçi hakları bu sınırların işçi ve işveren ile birlikte karar verilerek değiştirilmiş halidir.

Yasalarda belirlenen işçilik haklarının ayrı ayrı tanımlarının yapıldığı kanun bütünü, yönetmelik, genelge, ve tüzüklerin ve ilgili diğer kanunların çerçevesinde belirlenen yöntemler ile ele alınır.

Her işçinin genel olarak hakları işçilik hakları altında tanımlanan haklara otomatik olarak sahip olması her durum için geçerli değildir. Yasalar ekonomiyi ekonomiyi de işçi ve işveren ile birlikte tanımladığı için işçinin bireysel haklarının işvereni ile yapacağı hizmet akdi ile ve bu sözleşmenin önceliklere yasaya uygun düzenlenmesi halinde işçinin hakları için özel tanımlamalar yapılabilir. Bu tanımlamalar işçi için geçerlilik kazanacaktır. Bu nedenle işçi hakları konusunda bilgi ve fikir sahibi olabilmek için kendi durumunuzu ve yapılan bir sözleşme var ise bu sözleşmeyi dikkate almanız gerekir. Ayrıca genel olarak işçilik hakları bölümünde detaylı incelediğimiz standart yasalar tarafından işçinin haklarının belirlendiği yazımızı okuyabilirsiniz.

[/mk_toggle][mk_toggle style=”fancy” title=”işçilik hakları”]

İşçilik Hakları Kavramı;

İşçilik Hakları işçi ile işveren arasında kurulan iş ve işin yapılması durumunda işçinin ne elde edeceğinin düzenlenmesi için yasalarda tanımlamaların yapıldığı ve genel anlamda işçinin haklarının korunması ve işveren tarafından art niyetli olarak işçinin kullanılmasının önüne geçecek kanun bütünü ile tanımlanan hakların tamamıdır.

Unutulmaması gereken şudur; işçi haklarını bilmek zorundadır. İşçinin haklarını bilmiyorum ifadesinin hukuki bir karşılığı yoktur. Bu nedenle işçi ile işveren arasında düzenlenen iş sözleşmelerinin içerisinde işçiye kabul ettirilen bazı maddelerin işçinin bazı haklarından vazgeçmesi anlamında gelebilmektedir. Her ne kadar yasalar buna izin vermiyor görünse bile İşçi ile işveren arasındaki bu oyun ekonomi oldukça devam edeceği açıktır. İşverenin bir insan ve insani duyguların temelinde olan kazanmak ile işçinin üzerinde özel durumlar oluşturma çabası sürecektir. Tüm işçiler buna karşı uyanık olmalıdır.

İşçilerin yaptıkları işe göre ilgili kanun maddeleri değişmektedir. Bir gemi personeli ile o geminin yanaştığı limanda çalışan işçilerin farklı haklara sahip olması da yasalarda işçilik haklarının genel bir kavramı ama işçinin bireysel haklarının yaptığı iş, görevi, çalıştığı kurum, bağlı bulunduğu sendika, işin ilgili olduğu kanunlar ile yakından alakalıdır.

Genel olarak işçilerin hakları işveren ile arasındaki borç alacak ilişkisini, ve işçinin sömürülmesinin önüne geçmek amacı ile çalışma koşulları ve sürelerini, çalışanın özel durumları ile ilgili tanımları yapmakta ve bunun ötesine geçmemektedir.

Genel işçilik hakları hakkında hazırladığımız yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

[/mk_toggle][mk_toggle style=”fancy” title=”iş akdinin fesih koşulları nelerdir?”]

İşçi ile işveren arasında yapılan sözleşmelere farklı isimler verilebilmektedir.

  • İş Akdi

  • İş Sözleşmesi

  • Belirli Süreli İş sözleşmesi

  • Belirsiz Süreli İş sözleşmesi

  • Hizmet sözleşmesi

  • Hizmet Alım sözleşmesi

  • Joint Venture Sözleşmesi

İsimleri ile karşımıza çıka işçi ile işveren arasında yapılan sözleşmeler var olabilir. Bunun dışında işçi ile işveren arasında özel bir anlaşma olmaksızın işveren tarafından işçinin sigorta başlangıcının yapılması ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bir ihtilaf durumunda aradığı tüm şartlar oluşmuş kabul edilir.

İş sözleşmelerinin yasaya uygun düzenlendiği tüm sözleşmeler fesih şartlarını belirlemiş olabilir. Bu nedenle yapılan özel sözleşme yasalara uygun düzenlenmiş ise burada fesih koşulları belirtilir. Eğer belirtilmedi ise yasalarda tanımları yapılan fesih koşulları ile değerlendirilir.

Genel anlamda yasalarda belirlenen fesih koşullarının neler olduğunu öğrenmek için bu konu ile ilgili olan yazımızı buradan okuyabilirsiniz.

[/mk_toggle][mk_toggle style=”fancy” title=”işten çıkarma durumunda ne yapılabilir?”]

İş hayatının içerisinde olan en önemli kavramlardan birisi de işten çıkarılmadır.

Normal insan yaşamında doğum ve ölüm gibi kavramlar nasıl olağan ve geri döndürülemez ve değiştirilemez olarak görülüyorsa, işçi ile işveren arasındaki iş ilişkisi de bir gün sona erecektir. Bunun istenen en doğal şekli ülkemizde emeklilik anlamına gelen yasaların belirlediği süreler boyunca çalıştıktan sonra yine yasaların gözetiminde ve nezaretinde işçinin görevini kendisinden sonrakine devrederek iş ilişkisini bitirmesidir.

Fakat son 20 yılda büyüyen ekonomi ve bireylerin eğitim düzeyindeki artış ve iyice yerleşen profesyonel iş yaşamı kavramı nedeni ile normal hayat gibi iş dünyası da hızlı bir devinim içerisinde girdi.

Bu nedenle bireyin ve işyerinin/işverenin iş yaşamı sona ermese de iş ilişkilerinin sona ermesi sıklıkla gündeme gelmektedir.

İşçi ile işveren arasındaki iş ilişkisinin yapıldığı iş sözleşmesinin feshi nihai sonucu olan bir karardır. Bu her iki tarafa da belirli sorumlulukları yüklemesinin yanında sosyal bir tarafı da mevcuttur.

Bu nedenle iş ilişkisi biten işçinin iki farklı kavramı değerlendirmesi gerekmektedir. Bu işin sona ermesi ile sosyal hayatını ilgilendiren davranış biçimleri ve Sosyal hayatın içerisinde yaşamın devamını sağlayacak geliri elde etmek için iş ilişkisinin sona ermesini ve sona erme şeklini ilgilendiren gerekirse hukuksal düşünce şeklini bir arada değerlendirmelidir.

Biz bir hukuk ekibi olduğumuz için bu işin sosyal tarafı ile sadece başlıkları vereceğimiz ve hukuksal anlamda yapılacakları incelediğimiz geniş bir ölçekte genel hatları ile ele alınan yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

[/mk_toggle][mk_toggle style=”fancy” title=”işçi; Haksızlık Karşısında Ne yapabilir?”]

işçi ile işveren arasında yasalar işçi olmadan işveren olamayacağı düşüncesi ile işçinin tarafını koruyan ve gözeten mantık içerisinde davranır. Öğretide, doktrinde ve uygulamada alınan bütün kararlar aslında işçi tarafını tutan bir mantık çerçevesinde gelişir.

Fakat işçinin kendisi ile ilgili asal bilmesi gereken konuları, -ister önemsemediği için ister diğer sebeplerden herhangi biri nedeni ile – ihmal etmesi durumunda zaman zaman işçinin aleyhine olan durumlarda cereyan eder.

İşçinin ilk yapması gereken ortada hukuki karşılığı olan bir haksızlığın olup olmadığını öğrenmektir. Yapılan bir iş sözleşmesi mevcut ise bu sözleşmenin bir kopyasının kendilerinde olması gerekmektedir. Eğer kendisinde bir kopyasının olmadığı bir sözleşmeyi imzaladığını hatırlıyor ise yine avukatı yardımı ile bu sözleşmeyi isteyebilir.

Bu konuda ücretsiz danışmanlık hizmetlerimizden faydalanabilirsiniz.

Ortada somut maddi bir haksızlık var ise, bunu size avukatınız söyleyecektir. İçinde bulunduğunuz durum ve bunun şartları nedeni ile ancak genel anlamda size tek söyleyebileceğimiz bir uzman iş hukuku avukatı ile içinde bulunduğunuz durumu değerlendirmenizdir.

Çalışan insan sayısının çokluğu ve varlık bulan olayların çeşitliliği nedeni ile bu konuda genel bir yazı yazmak bile aslında çok zor ve bu konuda yazılacak bir yazı ancak sonunda yine bir uzmana başvurun ile biten bir yazı olacaktır.

[/mk_toggle][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”1/1″][vc_column_text disable_pattern=”true” align=”left” margin_bottom=”0″]

İşçi Avukatının Özellikleri nelerdir?

Buraya kadar anlatılanların ifade etmek istediği tek bir kavram bütünlüğü vardır.

  • İşçi avukatı olmak; topluma karşı sorumlulukları yerine getirdiğini bilmektir.
  • İşçi avukatı olmak; çok çalışmayı baştan kabullenmek demektir.
  • İşçi avukatı olmak; hayat boyu öğrenci kalmayı kabullenmek ve bunu hazmedebilmek demektir.
  • İşçi avukatı olmak; diğer hukuk alanındaki uzmanlık alanlarını bünyende taşımak demektir.
  • İşçi avukatı olmak; işçinin yaşadığı sıkıntıları her hücrende hissedebilmek demektir.
  • İşçi avukatı olmak; işçinin mağduriyetini gidermeyi kazancına tercih etmek demektir.
  • İşçi avukatı olmak; işçinin yanında olmak demektir.

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]