Yüksek Mahkemenin 2015 tarihli bir içtihadına göre, nafaka miktarının belirlenmesinde, velayet hakkı kendisine verilen eşin, bu görev nedeniyle harcadığı emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunlu olduğuna hükmetmiştir.

Diğer taraftan, iştirak nafakası miktarı, çocuğun ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek ve nafaka yükümlüsü eşin geliriyle orantılı olacak şekilde, nihayetinde tarafların ekonomik durumu da dikkate alınarak belirlenecektir.

Bu miktar belirlenirken, davalının ekonomik durumunun etraflıca tespiti için kolluk kuvveti marifetiyle mali ve ekonomik durum araştırılacak, tarafların menkul ve gayrimenkullerinin bulunup bulunmadığının tespiti yapılacak, gerekiyorsa tapu kayıtları araştırılacak, banka hesaplarındaki hareketler göz önünde bulundurulacak, okuyor olması halinde çocuğun okuluna yazı yazılarak okul masrafları tam olarak tespit edilecek sonuçta hakkaniyet ilkesi de gözetilerek ortaya çıkacak sonuca göre nafakaya hükmedilecektir.
Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, dava dilekçesinde; tarafların müşterek çocuğu …’in velayetinin 15.06.2011 tarihli ilamla müvekkiline verildiğini, aynı ilamla çocuk lehine aylık 1.000,00 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini; çocuğun büyüdüğünü, özel okulda okuduğunu, ihtiyaçlarının artığını, ödenmekte olan nafakanın çocuğun ihtiyaçlarını karşılamadığını; diğer taraftan davalı babanın ekonomik durumunun iyi olduğunu, aynı zamanda İtalyan vatandaşı olan babanın yurt içi ve yurt dışında çok sayıda gayrimenkulü bulunduğunu, yatak üreten bir fabrikası olduğunu, müvekkilinin çocuğun ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını belirterek; aylık 1.000,00 TL olarak ödenmekte olan iştirak nafakasının aylık 5.000,00 TL artırılarak aylık 6.000,00 TL’ye yükseltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; nafakanın takdir edildiği tarihten bu yana tarafların ekonomik durumunda olağanüstü bir değişiklik olmadığını; davacı annenin yayınevi sahibi olduğunu, davacının Bulgaristan vatandaşı olması ve Bulgarca bilmesi nedeniyle Bulgaristan’dan temin ettiği kitapları Türkçe’ye çevirerek yüksek kazanç elde ettiğini, çıktığı televizyon programlarında kendisini iş kadını ve yazar olarak tanıttığını, davacının ekonomik durumunun iyi olmadığına yönelik iddiasının asılsız olduğunu, nafakayı davacının kendi ihtiyaçları için kullandığını, davacının müvekkilinden kendisine araba almasını istediğini, alınmaması halinde müvekkilini Maliye’ye şikayet edeceğini bildirdiğini, bunun üzerine müvekkilinin davacıyı Cumhuriyet Savcılığı’na şikayet ettiğini, müvekkilinin kendisine arabayı almayacağını anlayınca da huzurdaki davayı açtığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiş, eğer bir miktar artışa hükmedilecekse bu artışın ÜFE oranında yapılmasını istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüyle, nafakanın aylık 500,00 TL arttırılarak 1.500,00 TL’ye yükseltilmesine karar verilmiş; hüküm, taraf vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazına gelince;
Dava; iştirak nafakasının artırılması istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; müşterek çocuğun 03.04.2001 tarihinde tarafların evlilik dışı ilişkisinden dünyaya geldiği, davalı babanın çocuğu tanıyarak, 20.04.2001 tarihinde nüfusuna kaydettirdiği, tarafların o tarihten sonra uzun bir süre birlikte yaşamaya devam ettikleri, fiili birlikteliğinin son bulması üzerine davacı annenin, 15.04.2010 tarihinde davalı baba aleyhine velayet davası açtığı, 15.06.2011 tarihli ilamla istemin kabulü ile çocuğun velayetinin anneye verildiği, çocuk lehine davanın açıldığı 15.04.2010 tarihinden itibaren aylık 1.000,00 TL iştirak nafakasına hükmedildiği, eldeki nafaka artırım davasının ise yaklaşık beş yıl sonra 29.01.2015 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
İştirak nafakasının miktarı tayin edilirken; çocuğun yaşı, ihtiyaçları, okul seviyesi, velayet tevdi edilen tarafın ekonomik durumu ile nafaka yükümlüsünün mali gücü birlikte değerlendirilip, hakkaniyete uygun bir karar verilmelidir. Diğer taraftan, velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın, bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur.
Bu bağlamda temyize konu uyuşmazlık; iştirak nafakası miktarında yapılan aylık 500,00 artırımın, çocuğun ihtiyaçlarını karşılamaya ve velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş davacı annenin, emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamalara yetecek miktarda olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için de öncelikle çocuğun giderleri ile davacı anne ve davalı babanın ekonomik durumunun tam olarak saptanması gerekmektedir.
Somut olayda; davalı babanın, sosyal ve ekonomik durumuna ilişkin olarak kolluk tarafından yapılan araştırmada; ticaretle uğraştığı, aylık 4.000,00 TL geliri olduğu, kendi evinde oturduğu, kira giderinin olmadığı tespit edilmiştir.
Dosyaya celbedilen tapu kayıtlarından, davalının, ….’da üç adet, …’de bir adet, …’nde iki adet, …’de bir adet tarlasının olduğu, …’de beş adet, …’de bir adet arsasının ve …’de bir adet evinin olduğu anlaşılmıştır.
Davalıya ait banka kayıtlarının tetkikinden, davalının banka hesaplarında yüksek miktarlarda para sirkülasyonunun olduğu görülmüştür. Duruşmada dinlenen davalı tanığı …, davalının, Bulgaristan’da yatak imalathanesi olduğunu, sabit 3.000,00 TL geliri bulunduğunu, bu geliri de kiralardan elde ettiğini, davalının diğer bir kızına da nafaka ödediğini söylemiştir.
Nüfus kaydının tetkikinden; 1962 doğumlu davalının, davacıdan olma, 2001 doğumlu kızı dışında; dava dışı …’dan olma 1990 İtalya doğumlu bir oğlu ile 1993 …. doğumlu bir kızının daha olduğu anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda, her ne kadar kolluk tarafından yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırması sonucunda, davalı babanın aylık gelirinin 4.000,00 TL olduğu bildirilmiş ise de; davalının kendi tanığının beyanından, davalının 3.000,00 TL kira geliri olduğu ve ayrıca Bulgaristan’da yatak fabrikası olduğu, dolayısıyla tanık beyanı, tapu ve banka kayıtları birlikte değerlendirildiğinde; davalının aylık gelirinin 4.000,00 TL’nin çok üstünde olduğu açıktır.
Mahkemece; davalının ekonomik durumuna yönelik etraflıca bir araştırma yapılarak, taşınmazlarından elde ettiği gelirin tam olarak saptanması, 1993 doğumlu kızına ödediği nafakanın belirlenmesi, banka hesaplarındaki hareketler göz önünde bulundurulup, davalının gelir durumunun belirlenmesi gerekirken; yalnızca, kolluk tespitine bağlı kalınıp, diğer delillerin göz ardı edilmesi doğru görülmemiştir.
Diğer yandan, nafaka alacaklısı çocuk özel okulda okumakta olup, nafaka miktarının tayini için çocuğun Eğitim giderlerinin tam olarak tespiti gerekmektedir.
Duruşmada dinlenen davacı tanığı; …’in 8. sınıfa gittiğini, kızı ile aynı okulda okuduğunu, kendisinin kızı için 2.200,00 TL okul ücreti, 1.000,00 TL dershane ücreti ödediğini, bunlara yemek ve servis masraflarını da eklediğinde kızının aylık ortalama Eğitim masrafının 4.000,00 TL olduğunu beyan etmiştir. Mahkemece, iştirak nafakası alacaklısı çocuğun Eğitim ve diğer masraflarına yönelik her hangi bir araştırma da yapılmamıştır.
Hal böyle olunca, mahkemece; öncelikle davalı babanın banka ve tapu kayıtları göz önünde bulundurularak, davalının ekonomik durumu etraflıca araştırılıp, ardından, çocuğun okuluna müzekkere yazılıp, okul masrafları tam olarak tespit edilerek, nafakanın takdir edildiği tarihle artırım davasının açıldığı tarih arasında geçen yaklaşık 5 yıllık sürede göz önünde bulundurularak; çocuğun ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek ve nafaka yükümlüsü babanın geliriyle orantılı olacak şekilde, TMK’nın 4.maddesinde hükme bağlanan hakkaniyet ilkesi de gözetilerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 18.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.  3. Hukuk Dairesi 2015/16775 E. ,  2016/2159 K.