Anlaşmalı Boşanma Protokolü Örnekleri

Anlaşmalı Boşanma Protokolü Örnekleri

Aşağıda Anlaşmalı Boşanma Protokolü Örneklerini inceleyebilirsiniz.

Bu örnek protokol ile birlikte verilen Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi örneğine buradan ulaşabilirsiniz. İki dilekçe birbiri ile ilişkili olması açısından önce Boşanma başvuru dilekçesini okumanızda fayda var. Aynı şekilde bu protokolde bulunan hususların içerisinde nelere dikkat edilmesi konusunda hukuki açıdan gerekçeleri görerek detayları ile inceleyebileceğiniz Anlaşmalı boşanma protokolü içeriği nasıl olmalıdır? yazımızı da buradan okuyabilirsiniz.

Örnek Anlaşmalı Boşanma Protokolü

İSTANBUL BAKIRKÖY 01. AİLE MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE

                                                                                              09/02/2016

Aşağıda kimlik yeterli kimlik bilgileri verilen taraflar arasında İstanbul Bakırköy 01. Aile Mahkemesine verilmek üzere yapılan Anlaşmalı Boşanma Talebi eki olarak taraflar arasında düzenlenen Anlaşmalı Boşanma Protokolüdür. Eki olduğu boşanma Talebinin sonuçlanmaması durumunda hükümsüzdür ve bir başka yerde hukuki delil olarak kullanılamaz. Bu protokol düzenlendiği tarihteki duruma karşılık gelen talepleri içerir ve bu taleplerin şart ve koşulların değişmesi ile değişmesi nedeni ile bu protokolün farklı bir tarih ve yerde bu maddelerin kullanımının önünde bir engeldir. Taraflar bunu kabul ve beyan ederler.

Taraflar;

Erkek Eş       : Aykut Altıngül T.C. Kimlik:00889977665

Adres           : Alaybey mh. 1729 sk.   No33/41 Karşıyaka /İzmir

Bayan Eş       : Aydan Altıngül T.C. Kimlik:99663355221

Adres           : Büyüknehir cd. Esentepe Sk. No:25/7 Bornova / İzmir

 

Taraflar; Aykut Altıngül ve Aydan Altıngül aralarında mevcut bulunan evliliği sonlandırmak amacı ile görülecek boşanma davasına esas teşkil etmek üzere ve protokolde belirtilen şekilde Türk Medeni Kanunu 166/3 maddesi uyarınca mutabakata varmışlardır. Mutabık kalınan Hususlar Protokolde detayları ile belirtilmiştir.

ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜ

Aykut Altıngül ile Aydan Altıngül aralarında karşılıklı olarak BOŞANMAYA karar vererek aralarında bu protokol Vekilleri tarafından İstanbul Bakırköy 01. Aile Mahkemesine sunulmak üzere tanzim edilmiştir.

Protokol Hükümleri

TALEPLER

Kısaca Maddeler halinde listelenen Talepler başlığı ile protokolün talep özetini oluşturmaktadır. ilgili konu altında detaylı şekilde izah edilmiştir.

  • Taraflar Boşanma kararı almışlardır. Boşanmayı bu protokol ile kabul ettiklerini beyan ederler.
  • Aydan Altıngül eşi Aykut Altıngül’den 18.000 TL Maddi 12.000 TL Manevi tazminat talep eder.
  • Aydan Altıngül Ortak Konut üzerinde Aykut Altıngül’e Ait olan tüm haklarının kendisine verilmesini talep eder.
  • Aykut Altıngül eşi Aydan Altıngül’ün de hak sahibi olduğu Müşterek araçları üzerindeki tüm haklarının kendisine verilmesini talep eder.
  • Aydan Altıngül; Reşit Olmayan Ortak çocukları Ali Altıngül’ün Velayetini talep eder.

FERAGATLER

  • Her iki Taraf evliliğin başında çeyiz olarak takılan tüm takılar ile ilgili olarak birbirlerinden şimdi ve gelecekte bir talepte bulunmayacaklarını kabul ve beyan ederler.
  • Aykut Altıngül; birlik içerisinde edinilen Alaybey mh. 1729 sk. No33/41 Karşıyaka /İzmir adresindeki ortak konutta bulunan tüm haklarını Aydan Altıngül’e devrederek bu taşınmaz üzerindeki tüm haklarından feragat ettiğini kabul ve beyan eder. Boşanma Kararının kesinleşmesini gösteren mahkeme kararı ile geçerlilik kazanacak olan, Aydan Altıngül vekili Kemal K. ’ya Noter huzurunda verilen işlemlerine ait yetki belgesi ile devir işlemleri Avukat Kemal K. Tarafından yapılacaktır.
  • Aydan Altıngül; birlik içerisinde alınan ortak araçları üzerindeki tüm haklarını Aykut Altıngül’e devretmeyi kabul ve beyan eder. Boşanma Kararının kesinleşmesini gösteren mahkeme kararı ile geçerlilik kazanacak olan, Aykut Altıngül vekili Burçin D. ’ye Noter huzurunda verilen devir işlemlerine ait yetki belgesi ile devir işlemleri Avukat Burçin D. tarafından yapılacaktır.
  • Aykut Altıngül Reşit olmayan çocukları üzerindeki velayet kullanım hakkından feragat ederek eşi Aydan Altıngül’e velayet kullanım hakkını devreder. Ancak kendisinin yeniden velayet davası açabilme hakkı saklı kalmak üzere velayetin mahkeme kararı yada Aydan Altıngül’ün isteği ve talebi ile el değiştireceği güne kadar velayet haklarından feragat ettiğini kabul ve beyan eder.
  • Aykut Altıngül; herhangi bir tarihte açacağı velayet davası yada eşi Aydan Altıngül’ün isteği ve talebi üzerine reşit olmayan çocukları Ali Altıngül’ün velayet kullanım hakkını elde etmesi durumunda; eşi Aydan Altıngül’e yönelik nafaka talebinde bulunmayacağını beyan ederek Kazanmış olacağı / olduğu tüm Türk Medeni Kanunu Nafaka hükümlerine yönelik haklarından feragat ettiğini de beyan etmiştir.
  • Ortak Konut içerisinde Aykut Altıngül kendisine ait olan ve anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanması öncesinde talep ettiği tüm kişisel ve ev eşyası olarak kabul edilebilecek tüm maddi varlıkları aldığını ve şimdi ve gelecekte ortak konut içerisinden yada Aydan Altıngül’den birlik içerisinde alınan/alındığı iddia edilebilecek tüm eşyaları aldığını ve bundan sonra alacağı bir eşya olmadığını kabul ve beyan eder.
  • Aydan Altıngül; eşi Aykut Altıngül’e ait banka hesaplarında bulunan tüm nakdin bilgisine sahip olduğunu kabul eder ve şimdi ve gelecekte bilinen veya bilinmeyen banka hesaplarını sebep göstererek istem ve talepte bulunmayacağını kabul ve beyan eder. Tazminat hükümleri içerisinde yer alan Talepleri dışında alacağa yönelik konu teşkil edebilecek her türlü dava hakkından feragat ettiğini kabul ve beyan eder.
  • Aydan Altıngül’ yönetimi ve denetiminde olan bilinen ve bilinmeyen Tüm marka, web sitesi domaini gibi Fikri Mülki Haklara yönelik birlik içerisinde elde edilen veya satın alınan domain gibi maddi değer teşkil eden varlıklar üzerindeki tüm haklarından feragat ettiğini kabul ve beyan eder.

NAFAKA DÜZENLEMESİ

  • Reşit olmayan 02/08/2008 doğumlu Ali Altıngül için her ayın ilk haftası içerisinde (her ayın 1 i ile 5 i arasında şeklinde tarih de verebilirsiniz.) 1800 tl iştirak nafakasını,
  • Eş Aydan Altıngül için her ayın ilk haftası içinde (her ayın 1 i ile 5 i arasında şeklinde tarih de verebilirsiniz.) 900 tl yoksulluk nafakasını,

ödemeyi Aykut Altıngül Kabul ve beyan eder.

NAFAKA DEĞİŞİKLİKLERİ VE NAFAKA MİKTARI ARTIŞI DÜZENLEMESİ

  • Ali Altıngül’e ait iştirak nafakası oranı çocuğun her yıl doğum tarihi olan Ağustos ayında tüfe oranına göre artışını Aykut altıngül kabul ve beyan eder.
  • Ali Altıngül 15 yaşına doldurup 16 yaşından gün aldığı tarih olan 02/08/2023 tarihini takip eden ilk nafaka ödemesi tarihi olan 1-5/09/2023 tarihinde ödenecek iştirak nafakası miktarının mevcut olan nafaka miktarının %20 si oranında arttırmayı Aykut Altıngül kabul ve beyan eder. Bu tarihten sonra Yıllık Nafaka artışı yapılmayacağını Aykut Altıngül ve Aydan Altıngül birlikte kabul ve beyan ederler.
  • Aydan Altıngüle ödenen yoksulluk nafakası 5 yıl devam edecektir. Boşanma kararının kesinleşmesini takip eden 5 yıl (60 ay) yoksulluk nafakası ödemesi devam edecek bu tarihten sonra Aykut Altıngül’ün Eşi Aydan Altıngül’e olan yoksulluk nafakası sorumluluğu sonlanacaktır. Aydan Altıngül bu durumu kabul ve beyan eder.

TAZMİNAT HÜKÜMLERİ

  • Aykut Altıngül; Eşi Aydan Altıngüle #12.000,00# TL (#onikibintürklirası#) Manevi Tazminat
  • Aykut Altıngül; Eşi Aydan Altıngüle #18.000,00# TL (#onsekizbintürklirası#) Maddi Tazminat
  • Olmak üzere Toplamda #30.000,00#TL (#otuzbintürklirası#) Tazminat ödemeyi;
  • Bu tazminatı #3.000,00#TL taksitler halinde Boşanmanın kesinleşmesini takip eden ilk ay başlamak üzere her ayın 15. takvim gününde ve 10 eşit taksit halinde Aydan Altıngülün ABCDE Bankasında Bulunan TR02…….43 IBAN numaralı banka hesabına yatırılması işlemini banka kanunları tarafından kabul edilen ödeme ve para transfer yöntemlerinden herhangi biri ile yapacaktır. Aykut Altıngül Bunu peşinen kabul ve beyan eder.

 

Tazminatın ödenmemesi durumunda Aykut Altıngül; Mahkeme huzurunda mutabık kalınan tazminatların Türk Medeni Kanunu içerisinde de Aynı isimli Maddi tazminat ve Manevi tazminat hükümlerini taşıyacağını ödenmeyen tazminat miktarlarının Borçlar Kanunu, icra iflas kanunu ve Türk Medeni Kanunu Boşanma Tazminatları ile ilgili maddelerinin tüm yaptırımlarına haiz olduğunu kabul ve beyan eder.

VELAYET HÜKÜMLERİ

02/08/2008 Doğumlu reşit olmayan Ali Altıngül’ün velayeti kullanım hakları Aykut Altıngül tarafından eşi Aydan Altıngül’e bırakılmıştır. Boşanmanın kesinleşmesini takip eden ilk iş gününden itibaren gerekli şart ve koşulların oluşmasını beklemeden velayetin kendisine verilmesine yönelik bir Velayet davası açma hakkını saklı tutar. Bu protokol ile Oğlu Ali Altıngül’ün velayetini eşi Aydan Altıngül’e bırakmış olması şimdi ve gelecekte herhangi bir amaç veya sebep olarak gösterilemez. Boşanmanın kesinleşmesinden sonra açılacak velayet davalarında delil olarak kullanılamaz.

KİŞİSEL İLİŞKİ DÜZENLEMESİ

Aylık kişisel ilişki Düzenlenmesi:

  • Ali Altıngül’ her hafta sonu cuma aksamından pazartesi sabahına kadar baba yanında kalacaktır.

Dini bayram kişisel ilişki Düzenlenmesi;

  • Ali Altıngül, Arife günü saat 17:00 ile başlayarak bayramın ikinci günü sabah 10:00 a kadar baba yanında kalacaktır.

Yıllık Tatil kişisel ilişki Düzenlenmesi

  • Ali Altıngül her yıl Temmuz ayı içerisinde ardışık 3 hafta anne ile aralıksız ve kesintisiz kalacaktır.
  • Ali Altıngül her yıl Ağustos Ayı içerisinde ardışık 3 hafta baba ile aralıksız ve kesintisiz kalacaktır.
TAŞINIR VE TAŞINMAZ MALLARIN PAYLAŞIMI VE DEVRİNE İLİŞKİN HÜKÜMLER
  • 34 ABC 34 plakalı 2016 Model, Ruhsat No: 123456 Şasi No:98765 Motor No: 34521 olan Kırmızı renkli Chevycar Marka aracın tüm haklarını üzerinde bulunduran Aykut Altıngül’e Eşi aydan Altıngül kendisinde bulunan hakların tamamını koşulsuz ve şartsız olarak Devretmeyi Kabul ve beyan eder. Devir işlemleri ile ilgili hükümler feragat bölümünde belirtilmiştir.
  • Aykut Altıngül İzmir ili Karşıyaka ilçesinde Alaybey semtinde 1729 sk. No:16 da bulunan Daire 24 e ait tapuda kayıtlı taşınmazın tüm haklarını Aydan Altıngüle Devretmeyi kabul ve beyan eder.
  • Her iki tarafta bilgileri dahilinde paylaşıma konu olabilecek diğer tüm nakdi ve ayni değerlerin paylaşımını şu ana kadar yaptıklarını ve her hangi bir zamanda kendilerine yönelik açılabilecek alacağa yönelik İİK kanunları ile görülebilecek her türlü davadan feragat ettiklerini kabul ve beyan ederler.
YAPTIRIMLARA YÖNELİK HÜKÜMLER
  • Taraflar talep ettikleri ve boşanmanın kesinleşmesi ile birlikte devreye girecek tek seferlik ayni haklara ilişkin birbirlerinin vekillerine verdikleri yetkiler ile işlemleri gerçekleştireceklerdir.
  • Aykut Altıngül Tazminat yükümlüsü olarak banka garanti mektubu vermiştir.
  • Aykut Altıngül nafaka yükümlüsü olarak ödemekle yükümlü olduğu bedelin ödenmemesi durumunda Türk Medeni Kanunu Nafaka ile ilgili hükümlerin ve Nafaka borcuna ilişkin uyuşmazlıkları konu alan İİK kanunlarının geçerli olduğunu kabul ve beyan eder.

Taraflar Yukarıda yazılı olan şartlarda anlaşmış olup; iş bu protokol Aykut Altıngül ve Aydan Altıngül tarafından imzalanan İstanbul Bakırköy 01. Aile Mahkemesine 09/02/2016 tarihinde verilen anlaşmalı boşanma başvuru dilekçesi ile açılacak TMK 166/3 Hükümlerine göre görülecek Anlaşmalı Boşanma Davası esası olarak mahkemede delil olarak sunulacaktır.

İş bu protokolü okuduk, irademize uygun bulduk ve karşılıklı olarak imza altına aldık

Aykut Altıngül                                                         Aydan Altıngül

 

Vekili Burçin D.                                                       Vekili Kemal K.

 

Hayata Kast Sebebi İle Açılan Boşanma Davası Usul Esasları

Hayata Kast Sebebi İle Açılan Boşanma Davası Usul Esasları

Hayata kast sebebiyle boşanma davasında usul hükümleri Türk Hukuk Sistemi içerisinde en geniş kanun bütünü olan Türk Medeni Kanunu içinde aşağıdaki ayırımlara göre incelenmektedir;

  • Boşanma Davasının tarafları,
  • Boşanmada tarafların Kusur unsuru,
  • Hayata Kast ile Miras hukuku arasındaki ilişki,
  • Boşanma Davasını Bekletici mesele.

Bu konuyu Yargıtay kararları üzerinden ifademize örnek teşkil eden içtihatlar yani Yargıtay Kararları yardımı ile açıklamaya çalışalım. Olabildiğince ayrıntılı ve anlaşılır olması için Hukuk terminolojisinden biraz uzaklaşmamız takip eden Hukukçu arkadaşlarımızın dikkatini çekecektir, fakat bu yazı hukukçulardan ziyade içinde bulunduğu durumda yapılabilecekler ve karşılaşabileceği konular hakkında fikir sahibi olmasını istediğimiz Hukuk bilmeyen vatandaşlara yönelik hazırlanması nedeni ile öncelikle hukuk profesyonellerinden özür dileyelim.

Hayata Kast Sebebi ile Açılan Boşanma Davasının Tarafları

Hayata kast sebebiyle boşanma davası (TMK. m. 162); hayata kast eylemini gerçekleştirene karşı diğer eş tarafından açılabilir. İspat yükü davacıdadır. Girişilen “Eylem” nedeni ile boşanma davasını mağdur olan eş açamıyor ise (komada yada bitkisel hayat da olma durumunda – Genelde bu tür davalar Boşanma aşamasında olan bayanın bu sürece girmesini farkeden kocası tarafından gerçekleşebiliyor ve vekalet verilmiş olabiliyor.) davacı vekili girişilen eylem nedeni ile bir ceza davasını da delil olarak gösterebilir ve dava açabilir. Kanıtlar yeterli ise ceza davası açacak bir yakını bulunmadığı durumlarda kamu davası olarak ceza davası açılır fakat boşanma davası açılması için yetkilendirilen bir organ mevcut değildir. Boşanma Davası Ancak Eşler ve eşlerin vekalet verdiği Avukatlar tarafından açılabilir. Butlan Davası boşanma davası olmadığı için bunların dışındadır. Bu sebeple ortada verilen bir vekalet yok ise ve hayata kast nedeni ile mağdur olan eşin mirasçıları tarafından boşanma davası açılabilmesi belirli koşullar ile mümkündür.

Hayata Kast Sebebi ile Açılan Boşanma Davasında Tarafların Kusur Unsuru

Hayata kast sebebiyle boşanma davası kusura dayanan boşanma sebebi olduğu için akıl hastası veya ayırt etme gücünden yoksun eşe karşı hayata kast sebebiyle boşanma davası açılamaz.

Bu konuda davanın konusu bölümünde bilgi verilmiştir.

Hayata Kast ile Miras hukuku arasındaki ilişki

Kasten ve haksız yere öldürmeye teşebbüsün boşanma hukukunun yanı sıra miras hukuku yönünden de doğurduğu sonuçlar vardır.

  • Eylemin teşebbüs biçiminde olmasının bir önemi yoktur.
  • Mahkumiyet zorunlu değildir.
  • Genel af, özel af veya zaman aşımı (TCK. 102, 112) gibi sebeplerle sanığa ceza verilmemiş ve ceza ortadan kaldırılmış bulunsa bile kasten ve haksız yere öldürmeye teşebbüs eylemi bu hallerde bir “mirastan yoksunluk” sebebidir.

TMK. m. 578 hükmüne göre aşağıdaki kimseler, mirasçı olamayacakları gibi; ölüme bağlı tasarrufla herhangi bir hak da edinemezler:

  • Miras bırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldüren veya öldürmeye teşebbüs edenler,
  • Miras bırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak sürekli şekilde ölüme bağlı tasarruf yapamayacak duruma getirenler,
  • Miras bırakanın ölüme bağlı bir tasarruf yapmasını veya böyle bir tasarruftan dönmesini aldatma, zorlama veya korkutma yoluyla sağlayanlar ve engelleyenler,
  • Miras bırakanın artık yeniden yapamayacağı bir durumda ve zamanda Ölüme bağlı bir tasarrufu kasten ve hukuka aykırı olarak ortadan kaldıranlar veya bozanlar.

Boşanma Davasını Bekletici Mesele

Hayata kast sebebiyle boşanma davasında (TMK. m. 162) boşanma sebebinin varlığına ilişkin hadise de kanıtlanmış olmalıdır; Bu konu le ilgili örnek teşkil edebilecek bir dava Yargıtay’da aşağıdaki gibi yorumlanmıştır.

Dinlenen davacı tanıklarının sözleri Türk Medeni Kanununun 166. maddesinde yer alan evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ve devamının beklenemeyeceğini kabule elverişli ve yeterli değildir. Türk Medeni Kanununun 162. maddesinde yer alan boşanma sebebinin varlığına ilişkin bir hadise de ortaya konulamamıştır. Bu itibarla boşanma davasının reddi gerekirken yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.”

Ceza Mahkemesinin boşanma davasına konu olan eylem hakkında maddi olayı tespit eden kararı hukuk hakimini bağlayacağından ceza davasının sonucu beklenerek deliller birlikte değerlendirilerek bir hüküm kurulmalıdır.

Ceza Mahkemesinin boşanma davasına konu olan eylem hakkında maddi olayı tespit eden kararı hukuk hakimini bağlar. (BK. md. 53 )

O halde Bakırköy 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2001/1261 esas sayılı dava dosyasının sonucu beklenerek deliller birlikte değerlendirilerek bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.”

Bu yargıtay örneği bize usul kurallarının katı bir şekilde işletilmesinin zorunlu olduğu ve sizin de içinde bulunduğunuz durum ile ilgili olarak uzman bir boşanma avukatı ile iyi bir analiz neticesinde davranmanız gerektiğidir. Aksi durum boşanma davasının konusu nedeni ile hayati önem taşımaktadır.

Zina Sebebi ile Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Sebebi arasındaki Dava İlişkisi

Zina Sebebi ile Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Sebebi arasındaki Dava İlişkisi

[vc_row][vc_column][vc_column_text]

Zina Sebebi ile Açılan Boşanma Davasının, Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Sebebi İle Açılan Boşanma Davası ile Olan ilişkisi

Zina Sebebi ile açılan boşanma davasının; Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi ile açılacak boşanma davasının arasında bir ilişki mevcuttur ve genelde zina sebebi ile boşanma istemi yapıldığında bu isteme ait boşanma başvurusu dilekçesine evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile de boşanma istemi yapılmaktadır.

Bu şu anlama gelir zina sebebini mahkeme kabul etmezse bizim elimizdeki deliller evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile boşanma elde etmemize yeter. Bu nedenle Kanunun iki maddesine dayanarak boşanma isteminde bulunuyoruz demenin kestirme yoludur.

Aslında bu doğru bir yöntemdir çünkü boşanmaya konu olan bir delili aynı kanun maddesi ile açılacak boşanma davasında tekrar kullanamazsınız. Bunu uygulamada unutarak Zina davasında kullanılan bir delili kabul etmeyen ve davayı red eden bir mahkeme sonrasında aynı delili evlilik birliğinin sarsılması nedeni ile açılan davada kullanılması neticesinde hukuk yetersizliği nedeni ile delilleri red eden bir yerel hakim. Hakimin reddine itiraz edemeyen bir avukat ve temyize gidince bunu bozan bir yargıtay mevcut.[/vc_column_text][vc_separator color=”custom” border_width=”5″ accent_color=”#ff0000″][vc_column_text]

Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Eşlerden birinin bu sadakatsizliği sebebiyle diğer eş;

  • Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası açabileceği (TMK m. 166 f. 1-11)

gibi

  • Zina sebebiyle boşanma davası da açabilir (TMK. m. 161).

Aşağıda birbirinden farklı her paragrafta bir Yargıtay kararı ile ifademize emsal teşkil edebilecek içtihatlar verilmiştir. İlk temyiz dosyasında kadının sabit olan zina eylemi olmasına karşın yerel mahkemenin boşanmanın reddine ilişkin kararı doğru bulunmamıştır.

“..Olayları açıklamak taraflara, hukuki değerlendirme hakime aittir. (HUMK. md 76) Davacı zina nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı iddiasıyla boşanmalarına karar verilmesini istemiştir. Yapılan soruşturma, toplanan delillerle red ile sonuçlanan önceki dava tarihi olan 10.04.2003 tarihinden sonrada davalı kadının para karşılığı erkeklerle birlikteliğini sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı boşanma davası açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar (TMK.md. 166/l) verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile boşanma davasının reddi doğru bulunmamıştır.”

Bu dosyada görüldüğü gibi uzman bir boşanma avukatının elinde doğru kararların yerel mahkemelerde de alınabileceği bir durumda temyize gidilmesi gerçekleşmiştir.[/vc_column_text][vc_separator border_width=”2″][vc_column_text]Davacı hakkını ayrı ayrı dava konusu yapabileceği gibi aynı dava içinde iki ayrı sebebe de dayanabilir. Bu durumu örnekleyen yargıtay kararı bilginize sunulmuştur.

“…Davacı zina yanında, evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle de boşanmaya karar verilmesini istemiştir. Zina nedenine dayalı boşanma davası reddedilmiş, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma istemi konusunda bir karar verilmemiştir. Delillerin bu çerçevede değerlendirilerek olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.” “Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacının zina hukuki sebebi yanında evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanarak boşanma istediğinde bulunmasına, davalının zina fiilini işlediğine dair yeterli delil bulunmamasına, ancak tanık sözlerinden kadının davranışları sonucu evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının anlaşılmasına, hüküm fıkrasında Medeni Kanununun 166/1 yerine 161 yazılmasının da maddi hatadan kaynaklanmasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.”

Yine boşanma davalarındaki usul hatalarını yapıldığı ve yerel mahkeme kararının değiştiği bir örnek. Boşanma Avukatı önemlidir. Hayatınızın önemli bir kısmını davanın sonuçlanması için bekleyerek geçirmek hiç kimsenin istemediği bir durumdur.

[/vc_column_text][vc_separator border_width=”2″][vc_column_text]“…Davacı kadın Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddelerine dayalı boşanma istemiyle birlikte zina hukuki nedenine dayalı olarak da boşanma isteminde bulunmuştur. Zina hukuki nedeniyle ilgili olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. Hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.”

Unutulmamalı: Genelde Unutulan fakat unutulmaması gereken konulardan birisi de şudur. Aynı olaya dayalı olarak iki farklı tarihte iki farklı boşanma davası açılamaz. Eldeki deliller ve olaylar ancak bir boşanma davasında kullanılabilir. Bu boşanma davası red edilirse veya iddiaları ve delilleri ortaya koyan feragat ederse tekrar aynı olay ve delilleri kullanarak bir boşanma davası açamaz.

Davacı zina sebebiyle açmış olduğu boşanma davasından feragat ettikten sonra aynı olaya dayalı olarak evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası açamaz.

Davacı davasını zina sebebiyle boşanma davası (TMK. m. 161) şeklinde açmışsa aile mahkemesi (yoksa Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi) hakimi her ne kadar zina evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olursa da evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle (TMK. m. 166 f. I-II) boşanma kararı veremez.

Bu olgunun önemi dava açma süreleri yönünden de ortaya çıkabilmektedir. Zira, zina davası yasanın öngördüğü (altı ay veya beş yıllık) sürelerde açılmadığı takdirde dava hakkı düşer. Hakim bu olguyu kendiliğinden gözetmek durumundadır. İşte zina sebebiyle açılan bir davada dava açma süresinin geçirildiği anlaşılırsa hakimin bu eylem nasıl olsa evlilik birliğini sarsar diyerek evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma kararı verme hakkı yoktur. (TMK. m. 166 f. I-II)

Hakim iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup başka bir şeye hükmedemez (HUMK. 74).

Davacı davasını zina sebebiyle boşanma davası (TMK. m. 161) şeklinde açmışsa deliller de bu yönde değerlendirilmelidir. Zinanın Kesin ispatı gerekmektedir. Tanık beyanları burada yanıltıcı olabilir. Yasalar zina fiilinin ispat araçlarını kesin bir şekilde belirlemiştir. Tek başına tanık beyanları zina ispatı için yeterli değildir.

Bu konuda Yargıtay’da yapılan uygulamaya örnek:

“Açılan boşanma davası Türk Medeni Kanununun 161. maddesi uyarınca zina nedeniyle boşanma davasıdır. Türk Medeni Kanununun 166. maddesine dayanan bir dava yoktur. Delillerin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.” “Davacı münhasıran Türk Medeni Kanununun 161. maddesinde ifadesini bulan zina hukuki sebebine dayanarak boşanma isteminde bulunmuştur. Türk Medeni Kanununun 163  ve 166. maddelerine dayalı bir dava yoktur. Toplanan delillerden davacı, davalının M…t K…e ile zina yaptığını ispatlayamamıştır. Zina sebebi ile açılan boşanma davasının reddi gerekirken yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmamıştır.”

Davacı davasını zina sebebiyle boşanma davası (TMK. m. 161) değil de evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası (TMK. m. 166 f. I-II) olarak açmışsa tarafların zina sebebiyle boşanmalarına karar verilemez.

Bu konuda Yargıtay’da yapılan uygulamaya örnek:

“..Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi dava Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesine göre şiddetli geçimsizlik nedenine dayanılarak açılmıştır. Türk Medeni Kanununun 161. maddesinden dava bulunmadığı halde bu yön nazara alınmadan yazılı şekilde zina sebebiyle boşanma kararı verilmesi doğru olmamıştır.” Y2HD. 20.4.1995, 3**5-4**0.

Usul kuralları gereğince bozulan bu dava Boşanma Davası için Uzman bir boşanma avukatının ne kadar önemli olduğunu bize göstermektedir.

“Dava, Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesine dayalı “şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma” davasıdır. Zina sebebine dayalı boşanma isteği yoktur. Gerekçeli kararda “..kadının bu şekildeki davranışlarının güven sarsıcı davranışlar olarak değerlendirilerek şiddetli geçimsizlik sebebi sayılacağı…” kabul edilmesine karşın tarafların kadının zinası sebebiyle boşanmalarına karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir. (HUMK.438/7)”’

Islah istemi varsa dikkate alınabilir.

Bu konuda Yargıtay’da yapılan bir örnek:

“Dava Türk Medeni Kanununun 163 ve 166/1 nci maddelerine dayalı olarak açılmıştır. Zina nedeniyle boşanma konusunda açılmış bir dava bulunmadığı gibi bu konuda usulüne uygun bir ıslah talebi de bulunmamaktadır. Delillerin Türk Medeni Kanununun 163 ve 166/1 nci maddeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde zina nedeniyle boşanma hükmü kurulması bozmayı gerektirmiştir.”[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]

Zina Sebebi İle Açılan Boşanma Davasını Bekleten Sebepler

Zina Sebebi İle Açılan Boşanma Davasını Bekleten Sebepler

Zina sebebi ile açılan boşanma davalarının bir başka dava ile ilişkilendirilmesi durumunda ilişkilendirilen diğer davanın sonucu Zina Sebebi ile Açılan Boşanma davasının karar aşamasının önünde bir engel olabilmektedir. Burada iki dava arasında ilişki kurulması gerekir yani iki davanın arasında bir ilgi bağının olması gerekir.

Zina Sebebi İle Açılan Boşanma Davası Usul Esasları içerisinde yer alan Bekletici Sorun olarak da bilinen usule yönelik bu uygulama günümüzde varlık bulması daha da zorlaşmıştır. Bunun nedeni zinayı ilgilendiren davaların azalması diğer tür davalarında zina sebebi ile açılan boşanma davasını bekletme açısından oldukça az etkilemesidir. Bilindiği gibi 2004 öncesinde Zina Türk ceza kanununa göre de bir suç idi. Bu tarih öncesinde zina ile ilgili açılan ceza davaları nedeni ve bu davalara paralel açılan boşanma davaları daha fazla idi ve bu davalar birbiri ile ilişkili olması nedeni ile boşanma davası ceza davasını beklemek zorunda kalıyordu.

Ceza mahkemesinin boşanmaya konu olan bir suçtan vermiş olduğu mahkumiyet kararı öncelikle mahkumiyet kararında belirlenen maddi olay yönünden boşanma davasında hukuk hakimini ( aile mahkemesi yoksa Hakimler ve Savcılar Yüksek. Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi hakimini ) bağlar ve o davada kesin delil teşkil eder’.

O halde aile mahkemesi ( yoksa Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi ) hakimi ceza mahkemesinde daha önce açılan ceza davasının sonucunu beklemelidir.

Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararı gibi maddi olayı tespit eden beraat kararı da aile mahkemesi hakimini bağlar.

Usul esasları bu konudaki her ne kadar hakimin takdirine bırakmış ise de genelde yerel mahkemelerde bu tür beklemelerin fazlaca gözlemlenmediği bir gerçektir. Bu sebepten dolayı da Yargıtay’a ender de olsa temyiz edilen davalar vardır. Şüphe zina sebebine kanıt teşkil etmez. Bu nedenle görülmekte olan bir davanın sonucu kati delil teşkil etmektedir. Eğer kanıtlar aksi yönde değil ise her iki dava da da aynı kanıtlar kullanılarak şüpheye yer kalmadığına hakim kanaat getirirse diğer davanın sonucunu beklemeyebilir. Usul kurallarına göre dava sonucu beraat kararı çıksa bile boşanma gerçekleşmiş olabilir. Bu durumda boşanma davasında verilen boşanma kararının da temyizi istenebilir. Bu karmaşık durumları hakimle basitleştirmek ve kesinleşmiş sonuçlar üzerinden hareket etmeyi tercih ederler.

Zina Sebebi ile Açılan Boşanma Davasında Ayrılık Kararı

Zina Sebebi ile Açılan Boşanma Davasında Ayrılık Kararı

Yargıtay bir kararında zina sebebiyle açılan boşanma davasında ayrılığa hükmedilemeyeceğine karar vermiştir.

Fakat zaman zaman yargıtayın bu tür çıkışları zaman içerisinde yine yargıtay üyeleri tarafından toparlanmaktadır.

Hangi sebeple açılırsa açılsın her boşanma davası sadece boşanmaya ilişkin değil ayrılığa ilişkin olarak da sonucu açıklanabilecek olan bir dava türüdür. Bu nedenle boşanma davasının sonuçları arasında olan

  • Boşanma Davasının Reddi Kararı
  • Boşanma Davasının Sonucunda eşlerin ayrı yaşaması kararı (Ayrılık Kararı)
  • Boşanma Kararı

boşanma davası açıldığında beklenebilecek olan sonuçlar arasındadır. Aile mahkemesinde Boşanma davası yani TMK maddeleri ile Ayrılığa ilişkin dava da açılabilmektedir.

Yani dava istemi boşanmaya yönelik olabileceği gibi ayrılık istemi ile de dava açılabilmesinin Hukuki olarak önü açıktır.

Bu nedenle Zina sebebi ile ayrılığa ilişkin bir davanın varlığı zorda olsa kanunda tanımlanmıştır. Bu nedenle Yargıtayın verdiği bu karar Zina sebebi ile açılan “BOŞANMA” davasını bağlayan bir karar olarak kabul edilebilir. Ayrıca Zina sebebi ile boşanma Davasında Hakimin tarafların ikrarını bile kabul etmeme hakkı mevcut olması nedeni ile yargıtay bu kararı yasa ile çelişmekte ve hakimlere takdir hakkını kullanma kısıtlaması getirmektedir.

  • Oysa boşanma sebeplerinden biri (zina da dahil) sabit olunca aile mahkemesi ( yoksa Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi) hakimi boşanmaya veya ayrılığa hüküm ile mükelleftir.
  • Takdir sahibi olan hakim bu kararını gerekçeli karar metninde izah edecektir.

Bu nedenle zina sebebiyle açılan boşanma davalarında da hakim ayrılığa hükmedebilir. Bu hüküm hakimin takdirine bağlıdır. İspat koşullarına kanaat edilmemesi, tarafların tekrar bir araya gelebileceği fikri ayrılık kararı vermesi için etkendir. Ayrıca evliliğin devamında çocuklar için bir faydanın görülmesi durumunda; ayrılık kararı yaşı küçük olan çocukların korunmasına yönelik bir karar olarak da algılanabilir.

Dava yalnız ayrılığa İlişkinse aile mahkemesi ( yoksa Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi) hakimi tarafından boşanmaya karar verilemez. Dava boşanmaya ilişkinse ve ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde aile mahkemesi (yoksa Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi) hakimi tarafından ayrılığa karar verilebilir.

Açılan Dava Zina Sebebi ile Boşanmaya ilişkin bir dava ise ve, ( TMK. m. 170 f. 1 ) hükmüne göre boşanma sebebi İspatlanmış olursa, hakim boşanmaya zorunlu bir şekilde karar verir. Bu durumda ayrılık kararı verilmemelidir. Yerel uygulamada bu konunun aksi yönündeki kararlar görülmektedir. Yargıtay kabul gören uygulama nedeni ile bu yerel mahkeme kararlarını genellikle düzeltir. Fakat bu düzeltme için yine bir temyiz istemi yapılmalı ve yargıtayın bunu düzeltmesi talep edilmelidir. Bu nedenle uzman bir boşanma avukatı ile yol alınmasının önemi yine gündeme gelmektedir.

Zina Sebebi ile Açılan Boşanma Davasında Usul ve Esaslar

Zina Sebebi ile Açılan Boşanma Davasında Usul ve Esaslar

Zina Sebebine Dayalı Boşanma Davasında; Usul, Tazminat, Velayet Konularını ve bunların hukuki nitelikleri ile birlikte uygulamada ne anlama geldiğini yasa koyucuların gözünden her hangi birinin anlayabileceği basitlikte ifade etmeye çalışacağız.

Tüm boşanma davalarında olduğu gibi Zina Sebebi ile açılan boşanma davalarında da belirli usul ve kurallar mevcuttur.

“Zina Sebebiyle Boşanma Davasında Usul Hükümleri” konusunu aşağıdaki ayrımlara göre incelemek en anlaşılır olacağını düşündüğümüz sıralamadır.

  • Davanın tarafları,
  • Fer-i sonuçlara ilişkin tartışmalar,
  • Ayrılık kararı,
  • Bekletici sorun, (davanın beklemesini sağlayan sebepler)
  • Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası ile ilişkisi.

Şimdi bu konuya ilişkin olmak üzere Yargıtay’da yapılan uygulamaları içtihatlar ve Yargıtay kararları üzerinden incelediğimizde Yasa Koyucuların ve uygulayıcıların bu konuya nasıl baktığını karşılaştırmalı bir şekilde görelim.

DAVANIN TARAFLARI

Zina sebebiyle boşanma davalarında (TMK. m. 161); eşi zina yapmış olan kişi boşanma davası açabilir.

Eğer koca ve kadın ikisi de zina yapmışsa her ikisinin de dava açma hakkı vardır. Böyle bir durumda koca ve kadın ayrı ayrı zina sebebiyle boşanma davası açabilirler.

Zina Sebebi ile Açılacak olan boşanma davasında hak düşürücü süreler hakim tarafından ilk dikkate alınacak ve ilk gözetilecek noktadır.

Eşlerden sadece biri Zina yaptı ise dava açma hakkı zina yapmayan eşindir. Zina yapane eşe yöneltilecek olan boşanma davasında zina yapanın boşanma davasını kabul ve itiraz hakkı olmak la birlikte zina ispatlandığı anda itirazın da bir önemi kalmayacaktır. Zina Yapan Eş DAVALI ve eşi zina yapan ve Zina Sebebine Dayalı Boşanma davası Açan eş ise DAVACI olacaktır.

FER-İ SONUÇLARA İLİŞKİN TARTIŞMALAR

Fer-i sonuçlar derken kastedilen ise; Kendiliğinden yani  davacı yada davalının isteğinden bağımsız olarak gözetilecek ve gerekli görülürse Mahkeme tarafından bu konu ile ilgili olarak alınan bütün kararların uygulanabileceği ve sonucu olan durumlar kastedilir. Yani tedbir nafakası, geçici velayet kararı gibi, gerekli ise kadın ve çocuklara yönelik koruma kararları gibi kararlar mahkeme tarafından kendiliğinden gözetilen ve sonuçları olan kararlardır.

Genel hükümlerden farklı olarak da boşanmanın fer-i sonuçlarına ilişkin tartışmaları “zina boyutuyla” ele aldığımız bu bölümde kısaca değinmeyi yararlı buluyoruz.

  • Zina sebebiyle boşanma davası (TMK. m. 161) açıldıktan sonra karı veya kocadan her biri dava devam ettikçe diğerinden ayrı yaşamak hakkına sahiptir.
  • Zina sebebiyle boşanma davası (TMK. m. 161) açılınca aile mahkemesi ( yoksa Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi ) hakimi davanın devamı süresince gerekli olan önlemleri kendiliğinden alır.
  • Bu önlemler; varsa çocuklara ilişkin önlemler ceza davası konusu teşkil edebilecek durumların oluşmasını önlemek için alınacak tedbir kararları ve talepler doğrultusundaki dava sonuçlanıncaya kadar alınması gerekli olan tedbir nafakası gibi önlemler alınacaktır.
  • Kadının ya da kocanın zina ettiği mahkumiyet kararı ile sabit bile olsa ihtiyacı varsa kadın ya da koca için uygun miktarda tedbir nafakasına dava tarihinden itibaren kendiliğinden hükmedilir.
  • Hastalık, yaşlılık, işsizlik gibi sebeplerin varlığı halinde koca yararına da tedbir nafakası (TMK. m. 169) verilebilir.
  • Tarafların ergin olmayan çocuğu varsa yanında olması koşuluyla istek olmasa bile çocuk yararına da uygun miktar tedbir nafakasına dava tarihinden İtibaren hükmedilmektedir.

Önemli Not:

“”Zina sebebiyle açılan boşanma davalarında boşanma kararı kesinleşinceye kadar taraflar arasındaki evlilik birliği devam ettiği gerçeği gözden kaçırılmak suretiyle kadın yararına tedbir nafakasının “zina eden kadına (koşulları varsa kocaya) nafaka verilmesi düşünülemez” gerekçesiyle reddedildiğini mahkeme kararlarında sık olarak görülmektedir bu yanlışa ilişkin anımsatmayı bu bölümde yapmayı daha uygun gördük.””

Aile mahkemesi ( yoksa Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi) hakimi zina eden kadına tedbir nafakasını kendiliğinden verirken asker olan kocaya ilişkin YİBK’nı gözden kaçırmamalıdır.

Yani Kocası Askerlik görevini ifa eden muvazzaf olmayan yani süreli ve zorunlu askerlik görevini yapmak için silahaltına alınan bir erkek ise Kadın yararına Nafakaya Hükmedilemez.

Bu şu demektir. Askerlik görevini yapan erkek görev süresince nafakadan muaftır. Muvazzaf olmamak yani askerliği bir meslek olarak yapmamak kastedilmektedir. Aksi taktirde Vatani görev yerine Türk Silahlı Kuvvetleri Mensuplarının Nafaka ödenmesi beklenemez idi.

Zina sebebiyle açılan boşanma davalarıyla ilgili olmak üzere boşanmanın fer-i sonuçları kapsayan tartışmalardan bir diğeri de manevi tazminat verilip verilmeyeceği sorunudur.

Zina, evlilik birliğindeki sadakat yükümlülüğünün en ağır şekilde ihlalidir. Öğretide zina sebebine dayalı her boşanmada kusursuz eş yararına manevi tazminat verilmesinin zorunlu olmadığı görüşü baskındır.

Eşinin zinasını umursamayan bundan duyguları rencide olmayan taraf boşanma davası açsa bile manevi tazminat alamaz. Ahlak anlayışı çok zayıf ve gevşek olduğu herkesçe bilinen bir kimseye eşinin zinasından dolayı tazminat verilmesinin hakimin takdirinde olduğu VELİDEDEOĞLU tarafından açıklanmaktadır.

Yargıtay ise önceki kararlarında kocanın zinasından dolayı kadına manevi tazminat verilemeyeceği görüşünde idi.

Bu görüşe göre;

“Kocanın başkasıyla zinada bulunması doğrudan doğruya kadına karşı işlenen bir eylem değildir. Başka bir deyimle, kocanın sadakatsiz tutumu ile kadının çevrede zor duruma düşmesi arasında uygun sebep sonuç bağı yoktur. Onun için, mahkemenin görüşü kabul olunduğu zaman, uyuşturucu madde kullanan veya hırsızlık yahut benzeri suç işleyen kişinin dahi boşanma halinde eşine manevi tazminat ödemesi gerekir ki, yasa koyucunun amacı bu değildir. Bu İtibarla maddeye yanlış anlam verilerek manevi tazminata karar verilmiş olması bozmayı gerektirir”.

Hatta bir Yargıtay kararının karşı oyunda bu görüş abartılarak;

“Okyanusta batırılan bir gemideki ilacın, Türkiye’ye gelmemesi sebebiyle ölen kişilerin mirasçılarının dahi, gemiyi batıran dan tazminat istemeleri gibi bir düşünceyi, böyle bir yorum biçimi genelleştirilir ise, haklı bulmak gerekir” diyerek zina halinde manevi tazminat verilmeyeceği savunulmuştur.”

Bir dönem Yargıtay Zina yapan kişinin eşinin eksikliği nedeni ile zinaya sevk edildiği gibi bir düşünceyi de tartışmış ve hayatın doğal akışı nedeni ile insan bedeninin zamanla yıpranması nedeni ile bir aşamadan sonra zinanın meşrulaşacağı düşüncesi nedeni ile bu tartışmaları sonlandırmıştır.

Zinanın diğer eşin saygınlığına, haysiyetine ve şerefine yapılmış en ağır saldırı olduğunu düşündüğümüzden zina durumunda diğer eşe manevi tazminat verilmesi görüşündeyiz.

Zina; Maddi Tazminat ve Manevi Tazminat Gerektiren Bir Boşanma Sebebidir.

Yargıtay, sonradan istikrar kazanan kararlarıyla sadakatsiz davranışın, diğer eşin kişilik haklarına “ve aile bütünlüğüne ağır bir saldırı oluşturduğundan manevi tazminat verilmesini gerektiren bir eylem anlamı taşıması gerektiği noktasına gelmiştir. Bu andan sonra içtihatların bu doğrultuda düşünmemizi sağlayacak şekilde çıktığını görmekteyiz.

Zina sebebiyle manevi tazminat verilip verilemeyeceği konusundaki farklı uygulamalara karşın yargıtayda genel kabul gören görüşleri bu bölümde anımsatmayı uygun gördük. Manevi tazminatın diğer yasal koşullarını ise ilgili bölümde ayrıntılı olarak açıklayacağız.

Maddi tazminata ilişkin yasal koşulları da ilgili bölümde inceleyeceğiz. Kısaca burada belirtmek gerekirse manevi tazminata ilişkin tartışmaların maddi tazminata ilişkin olarak yapılmadığını gözlemlemekte olduğumuzu açıklamak isterim. Burada kusursuz ya da az kusurlu eşin, zina yapan eşten koşulları varsa maddi tazminat isteme hakkının bulunduğunu şimdilik açıklamakla yetinelim.

Zina sebebiyle açılan boşanma davalarıyla ilgili olmak üzere boşanmanın fer-i hükümlerini kapsayan tartışmalardan birisi de zina eden tarafa velayetin verilip verilmeyeceğidir. Genel hükümleri ilgili bölümde açıklayacağız.

Velayet hususu ile ilgili olarak kısaca; “Davalının zina etmesi velayetin ona verilmesini mutlaka engellemez” diyelim. Velayetin verilmesinde sadece çocuğun güvenliği gözetilecektir.

  • Zina sebebiyle boşanma davalarının Velayet yönünden ayırt edici bir özelliği yoktur.
  • Velayet konusu ile ilgili olarak genel hükümler uygulanır.

Önemli Not:

Zina sebebi ile haysiyetsiz yaşam sürme arasında bir ilişki olmadığını düşünen Yargıtay aynı yaklaşımı haysiyetsiz yaşam sürme için göstermemektedir. Zina ile Haysiyetsiz yaşam Yasa koyucu ve uygulayıcıların gözünde farklı değerlendirilen kavramlardır. Zina Ekim 2004 yılında suç olmaktan ve TCK yani Türk Ceza Kanunları içerisinde tanımlanmış ve karşılığı olarak bir cezanın verilebileceği bir suç olmaktan çıkmıştır. Bu zinanın meşru olduğu anlamına gelmez. Zina yapan mutlak surette bunun hukuki sonuçlarına katlanacaktır. Yasada zinanın kabulü için ortada bir evlilik olması gerektiğinden bahsettiğimiz yazımızı hatırlayın.

Bu nedenle mutlak olarak çocuk düşünüldüğünde haysiyetsiz yaşam süren kadın ise muhtemelen uyuşturucu batağında veya halk arasında kötü yol denilen hayat kadınlığı gibi bir icra içinde ise çocuğun böyle bir ortamda büyümeye zorlanması düşünülemez. Aynı şekilde erkeğin haysiyetsiz yaşam sürmesi koşulları da çocuğun gelişimi ve güvenliğini riske atacağını düşünen yargıtay verdiği kararlarda haysiyetsiz yaşam süren bireye velayet verme taraftarı değildir.

Ancak haysiyetsiz yaşam süren kadın ise ve erkek soy bağını ret ediyorsa ve bunu ispatladı ise erkeğe bir başkasının çocuğuna bakıcılık görevini de yüklememektedir.

Unutulmamalıdır ki haysiyetsiz yaşam sürme sebebine dayanan ve bu yönde boşanma kararı alınması için haysiyetsiz bir yaşam sürme cümlesinin içerisindeki devamlılık nedeni ile çocukların bu ispatı yapılan durum için korunması gerektiği görüşü öğretide ve uygulamada hakimdir.

  • Zina Davasında; dava süresince alınan tedbirler ayrı bir konudur çocukların velayetinin kime verileceği ayrı bir konudur.
  • Zina eden annenin veya babanın çocukların üzerindeki velayet hakkı değişmez.
  • Zina eden tarafın kim olduğu velayetin kime verileceği ile ilgili bir sonuç ile ilişkilendirilemez.
  • Velayet kavramı ile boşanma sebebi olan Zina kavramı birbirinden farklı iki kavram olarak algılanır.
  • Zina yapan kadın, çocuklarının velayetini alabildiği gibi zina yapan kocanın da velayeti alması mümkündür. Her iki duruma ait örnekler mevcuttur.