Zinanın Türk Hukuk sistemi içerisinde boşanma sebebi olabilmesi için; evli olan kadın veya erkeğin bir başkasıyla tek bir kere bile kendi iradesi ile cinsel ilişkide bulunması yeterlidir.

Zina; evlilik birliği içerisinde zina kavramını ve zina sebebi ile boşanma davası açılabilmesi için bazı kavramların ön bilgi olarak verildiği bir yazımız mevcut. Genel Boşanma sebepleri içerisinde Mutlak Boşanma Sebepleri arasında olan zinanın genel hatları ile incelemesi yine tarafımızdan yapılmış idi.

Boşanma Sebepleri yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Bu yazımızda ise zina sebebi ile boşanma davası açılabilmesi için nelerin hukuksal açıdan incelendiği ve Hukuki anlamda davanın kabul görmesi için nelerin gerektiğini izah etmeye çalışacağız.

Öncelikle Şunu anlamak gerekmektedir.

Boşanma başvurusu yapmak boşanma sonucu elde edileceği anlamına gelmez..

Boşanma davası açmak isteyen birey boşanma başvurusu yapmış olması boşanma davasının kabul göreceği anlamına gelmez. Ön soruşturma süresi nedeni ile bu süre içerisinde bazı konular dikkate alınır. İddialarını boşanma başvurusu içerisinde sunan ve bu iddiaları nasıl ispat edeceği ile ilgili olarak ispat araçlarına gönderme yapıldığı (örnek: İddialarımı destekleyen tanık anlatımları, mesajlaşmalar, fotoğraf ve her türlü dijital delil ….. ve benzeri) bir ifadenin içerisinde siz davanızı nasıl ispat edeceğinizi sunarsınız.

Zina İspatı

Zina ‘nın objektif unsuru evli kadının kocasından başka bir erkekle ya da evli erkeğin karısından başka bir kadınla cinsel ilişkide bulunmasıdır.

Yani zinada ön koşul olarak ortada bir evlilik olması yanında evlilik birliği içerisinde bireyin eşi dışındaki biri ile (bu kişinin aile içerisindeki en yakınlardan birisi olması olayı sadece ensest bir ilişki türüne çeker zina kavramını yok etmez.) cinsel ilişki kendi isteği ile en az bir kere yaşamış olması ve cinsel birleşmenin tamamlanmış olduğuna yönelik delil yada kuvvetli şüphenin olması gerekir.

“….Yapılan soruşturma ve toplanan delillerle, davalının 2003 yılı Nisan ayında A…i isimli kişiyle birlikte evi terk ettiği ve bu kişiyle fiilen, evliymiş gibi karı koca hayatı yaşamaya başladığı ve halen dahi aynı kişiyle beraber olduğu anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 161’ nci maddesinde yer alan boşanma sebebi gerçekleşmiştir. İsteğin kabulü ile davalının zinası nedeniyle tarafların boşanmalarına karar verilmesi gerekirken, boşanma davasının reddi usul ve yasaya aykırı dır.

BU örnekte görüldüğü gibi Zina ispat edildiği kabulü yapılmış fakat zina ispat edilmemiştir. Ortada Zina olmadığına dair hiçbir işaret yoktur. Bu nedenle zina davasında davacı davasını ispat etmiş kabul edilir.

Öğretinin hemen hemen üzerinde birleştiği: Cinsel ilişki gerçekleşmiş olmalıdır ve cinsel ilişki ayrı cinsten bir kimseyle “normal yoldan” ve zorlama (tecavüz gibi) olmadan gerçekleşmelidir.

Zina yapan bunu kendi iradesi ile yapmış olmalıdır. Karşı cins ile yapmış olmalıdır.

Zina yapan erkek kendi cinsi ile zina yaptı iddiası kabul görmeyecektir.

Bu ancak;

a-) evlilik birliğinin sarsılması ilkesi nedeni ile boşanma davası konusu olabilir.

b-) Haysiyetsiz hayat sürme sebebi ile boşanma davasının konusu olabilir. (Burada bir süreklilik ispatı gerekmektedir.)

c-) Onur kırıcı davranış sebebi ile boşanma davası konusu olabilir. Bu dava türü açıldığında mutlak boşanma sebebi gibi kabul göreceği için en doğru olanı budur. Bir kere bile yaşanmış olması yeterlidir. Hiç kimse kendi cinsi ile cinsel ilişki kuran biri ile aynı çatı altında yaşanmaya zorlanmamalıdır.

//“ÖZTAN, normal cinsel ilişki dışında kalan “diğer cinsel ilişkiler” zina kavramına dahil değildir derken bile diğer İlişkinin bir “cinsel ilişki” olduğunu kabul etmektedir. Yasada ilişkinin biçimi gösterilmemiştir. Yasada “olağan cinsel ilişki” “diğer cinsel ilişki” ayırımı yoktur. Bu nedenle eş cinsel ilişki zina sebebi ile boşanma davası konusu olmalıdır. Eş cinsel evliliklerin olduğu günümüzde bireylerin cinsel kimlikleri ile ilgili bir kısıtlama mevcut değildir. Cinsel birliktelik zorlama ile yapılan bir eylem olmadığı (tecavüz gibi ) takdirde zina konusudur. Eş cinsel ilişki işin içine girdiğinde görülen tüm davaların zina değil de evlilik birliğinin temelinden sarsılması yada haysiyetsiz hayat sürme ve onur kırıcı davranış nedenleri ile açılan boşanma davası olduğu görülmektedir.” der.//

Yargıtay cinsel ilişki kavramı ise: Biz cinsel ilişki sözünden çiftleşme anlamında cinsel birleşme ilişkisini de kapsayan cinsel organın işe karıştığı kadınla erkek arasındaki “her çeşit cinsel ilişkiyi” anlıyoruz.

Cinsel birleşme doğaya uygun da olur doğaya aykırı da olur.

Kadının kocasından başka bir erkekle doğaya aykırı cinsel birleşmesinin zina suçuna vücut vermeyeceğini iddia eden CARRARA “kocanın doğaya aykırı olarak karısıyla birleşme hakkı olmadığından bir hakkı ihlal edilmiş olmaz. Üreme ve neslin devamını sağlayan kadının hamile kalabildiği cinsel ilişki türü Normal ve doğaya uygun ve bunun dışındaki her türlü cinsel birleşme Doğaya aykırı olarak kabul edilir. Birleşmenin taraflarından herhangi birinin zina davasının konusunda davalı olabilmektedir.

Olsa olsa karısının bu hareketi ile kocaya hakareti söz konusu olabilir” düşüncesindedir. MAGGİORE’ye göre bu durumda kocaya ”kolay gelsin” demek düşmektedir.

EGGER ayartmaya teşebbüste zina hükümlerinin uygulanamayacağı düşüncesindedir.

Cinsel ilişki aynı cinsten kişiler arasında gerçekleşirse zina sayılmaz. Kadının başka bir kadınla kocanın da başka bir erkekle cinsel ilişkide bulunması biçimindeki homoseksüel ilişkiler diğer yasal koşulların varlığı halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davasına (TMK. m. 166 f. l-II) ya da haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma davasına (TMK. m. 163) konu teşkil edebilir.

Zina, erkekle kadın arasında olur. Kur’an kadın kadına olana veya erkek erkeğe olana ayrı bir isim vermemiştir. Fahişe sözcüğü kullanılmıştır. Fa­hişe, pek çirkin, aşırı derecede edepsizlik demektir. Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ali, Livata ‘nın zinadan daha ağır bir suç olduğu kanısındadırlar. Nitekim yaptırımlarda bile farklılık vardır.

Hayvanlarla cinsel temas da eş cinsel temas gibi diğer yasal koşulları varsa evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davasına (TMK. m. 166 f. I-II)ya da haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma davasının (TMK. m. 163) konusunu oluşturabilir.

Yapay döllenme zina davasına konu olamaz. Kocasından başka bir erkekle fiziksel temas olmadan erkeğin spermi ile kadının yumurtası tıp dilinde “artificial insemination” olarak adlandırılan yöntem içerisinde birleştirilmektedir. Zinanın varlığı için evrensel ilkeler ve gerekli yasal unsurlar bulunmadığından zina davasına konu olamaz.

Öğretide zina için tam ve normal bir cinsel ilişki şarttır. Yargıtay, zina için gerekli ortama girilmiş ancak elde olmayan sebeplerden dolayı eylem teşebbüs derecesinde kalmışsa bile bu hareketi zina sebebiyle boşanma için yeterli saymaktadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 35 f. I hükmüne göre kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.

“..Medeni Kanunun 129. maddesi ile zina eylemindeki eşlerin biri birine karşı sadakat mükellefiyetlerini bozan ahlaki yapı; boşanma sebebi kabul edilmiştir. Boşanma nedeni olarak ceza hukuku çerçevesinde tamamlanmış bir zinanın varlığı ve kanıtlanması amaçlanmamıştır. Büyük bir gizlilik içinde oluşması doğal olan zina fiilinin tam bir görgüye dayanarak kanıtlanması pek nadir olmaktadır. Zina olayının varlığı bazı ipuçları, tavır ve davranışlardan çıkarılacak karinelerle kabul edilmelidir. Bu itibarla zina için gerekli ortama girilmiş ancak elde olmayan nedenlerle eylemin tamamlanmamış olması bir başka anlatımla eylemin eksik kalkışma derecesinde kalması da “zina sebebiyle boşanma” için yeterlidir.

(Y.2.H.D. 20.9.1976 tarihli 5**3-6**9 sayılı kararı) Maddi olayda davalı kadın bir başka erkekle yatak odasında yarı çıplak olarak yakalanmıştır. Belirlenen karine zina sebebiyle boşanma için yeterli bir nedendir.”

Yasa eşlerin birbirine karşı sadakat yükümlülüğünü bozan ahlaki zayıflığını boşanma sebebi saymıştır.

Ceza hukuku kapsamında tamamlanmış bir zinanın varlığı ve kanıtlanması amaçlanmamıştır. Hemen belirtmek gerekir ki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (RG. 12 Ekim 2004, Sayı: 25611) içerisinde zina eylemi suç olarak yer almamıştır,

İçerisinde cinsel bir organ olmadığı, salt sevgi, muhabbet ifade eden aşıkane hareketler, okşama, kucaklaşma, öpüşme sadakatsizlik oluşturursa bile zina kavramına girmez. Zina sebebine dayandırılacak boşanma istemi için yeterli değildir. fakat evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi ile boşanma istemi için yeterli bir sebeptir. Bu nedenle davanın hangi sebeple açıldığının önemi büyüktür. İspat yükünün davacı da olması dışında eylemin etkilerinin ne derece olduğunun da belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle uzman bir boşanma avukatının sonuçları değiştireceği muhakkaktır.

Zina Davasında Süreler: “Zina davası açma süresi”, “Zina davasında zaman aşımı” süresi

Türk Hukuk Sistemi Boşanma Davalarında belirli bazı süreler koyarak bireylerin bu konudaki karar alma süreçlerini sadece o eylem yada durumun yarattığı bir olaylar bütünü olarak değerlendirilir. Aksi durumda eşiniz ile yaşadığınız bir sorunu 20 yıl sonra gündeme getirerek boşanma davası açmanızın önü açılmış olur. Bu art niyetli bir davranış nedeni ile hata yapan tarafın bir ömür boyu boşanma baskısını üzerinde hissetmesi nedeni ile baskı altında yaşamasının önüne geçilmek istenmektedir.

  • Zina, Türk Medeni Kanunu’nda boşanma nedeni olarak sayılmıştır.
  • Zina nedeniyle boşanma davası, zina yapan eşe karşı diğer eş tarafından açılabilmektedir.
  • Yasa, zina dayanağıyla açılabilecek boşanma davasında hak düşürücü süre belirlemiştir.

Bu düzenlemeye göre, dava açma yetkisine sahip olan eş davasını, zina eylemini öğrenmesinden itibaren 6 ay içerisinde ve her halde zina eyleminin üzerinden 5 yıl geçmeden açmalıdır. Burada bahse konu 5 yıl, kesin hak düşürücü süredir. 5 yılın geçmesinden sonra zina eylemi öğrenilse dahi artık diğer eş, zinaya sebebiyle boşanma davası açamayacaktır. Eğer eş, zinayı öğrendikten sonra 6 ay içerisinde davasını açmazsa, yine bu hakkını kaybedecektir.

Bu aynı zamanda şu anlama da gelmemektedir. Ben zina yaparım 5 yıl bunu saklamayı başarırsam kurtulurum düşüncesini oluşturmasın. Eşiniz zina yaptığınızı öğrendiği andan itibaren olayın üzerinden ne kadar zaman geçtiği önemli değildir. 6 ay içerisinde dava başvurusu kabul edilecektir.

Hak düşürücü sürenin yanısıra, eğer diğer eş zina eylemini affettiğini ortaya koymuşsa, artık zina sebebiyle boşanma davası da açamaz. Ancak bu durum, diğer sebeplere dayanarak dava açmasına engel değildir.

Zina sebebiyle açılacak boşanma davasında hak düşürücü sürenin geçip geçmediğine mahkeme re’sen bakacaktır. Karşı tarafça ileri sürülmesi gerekmez.

Konu ile ilgili Yargıtay Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 1988/8407 Esas ve 1988/9547 Karar sayılı kararı. İncelendiğinde öğretide ve uygulamada tıpkı doktrinde olduğu gibi zaman aşımı sürelerinin kişilerin boşanma sebebi olarak yaşadıkları durumu belirli sürelerde kullanmasını onaylar. Bu sürelerin dışında bunu karşı tarafa bir tehdit ve güdüm aracı olarak kullanılmasının önüne geçer.

Şu ana kadar Zina Sebebi ile Boşanma Davası Açılabilmesi için gerekli koşullar üzerine yoğunlaştık. Zina sebebi ile açılan boşanma davasında Sonuç olarak Boşanma kararının alınabilmesi için gerekli koşulların neler olduğuna yönelik yazımızı da okumanızda fayda görüyoruz. Bizimle aynı fikirde iseniz Zina Sebebi ile Boşanma Kararı verilebilmesi Koşulları konulu yazımızı buradan okuyabilirsiniz.